Precautionary saving türkçesi Precautionary saving nedir

  • İhtiyati tasarruf.
  • Yaşam süresi ve gelecekteki gelirlerle ilgili risk ve belirsizliklere bağlı olarak yapılan ek birikim.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İhtiyat tasarrufu.

Precautionary saving ingilizcede ne demek, Precautionary saving nerede nasıl kullanılır?

Precautionary : İhtiyatlı. İhtiyati. Tedbiri. Tedbirli. Uyarı niteliğinde olan.

Saving : Artırım. Kurtaran. Koruyan. Durumu idare eden. Kurtarıcı. Bkz.save. Tutumlu. Tasarrufta bulunma. Bir ekonomide belirli bir dönemde yaratılan gelirin tüketilmeyen, yani harcanmayan kısmı. cari gelirin bir kısmının tüketilmeden gelecekte kullanılmak üzere ayrılması. Kısıtlayıcı.

Precautionary signal : Uyarı işareti.

Autonomous saving : Otonom tasarruf. Harcanabilir kişisel gelirden bağımsız olan, diğer bir deyişle harcanabilir kişisel gelirdeki değişmelerden etkilenmeyen tasarruf. krş. otonom tüketim.

Building saving : Konut iyesi olmak isteyenlerin, bir bankadan tutu ödenci alabilmek için, o bankada belli bir süreyle tutmak üzere para biriktirmeleri. 2-böylece biriktirilmiş ve bankadaki özel bir hesapta toplanmış para. Yapı biriktirimi.

Business saving : Dağıtılmayan karlar. Bir anonim şirket tarafından elde edilen karın ortaklara dağıtılmayıp şirkette tutulan kısmı. Ticari tasarruflar.

 

İngilizce Precautionary saving Türkçe anlamı, Precautionary saving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precautionary saving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

 

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Precautionary saving synonyms : ability to pay approach, abnormal budget receipts, a change in demand, a shift in demand, abnormal budget expenditures, a group shares.