Provisioning türkçesi Provisioning nedir

Provisioning ingilizcede ne demek, Provisioning nerede nasıl kullanılır?

Nest provisioning : Yuva iaşesi. Bazı soliter eşek arılarında olduğu gibi, gelişen yavrulara besin getirmek üzere düzenli olarak yuvaya dönme.

Make provision against : Önlem almak.

Make provision for : Önlem almak. Hazırlık yapmak. Hazırlıklar yapmak.

With the provision that : -ması şartıyla. -ması koşuluyla. -ması şartına bağlı olarak.

Contractor safety provision : Yüklenici güvenlik provizyonu.

Provisional account : Geçici hesap. Kısa süreler içinde açtırılıp kapatılan geçici sayışım. (kişinin bankaya borç belgiti kırdırması, borsa işlemi yaptırması ve benzeri uygulamalarda olduğu gibi). Geçici sayışım.

Provisional : İğreti. Çatma. Kesin olmayan. Nihai olmayan. Geçici. Hazırlık niteliğinde. Şimdilik geçerli olan. Koşullu. İhzari. Muvakkat.

Provision : Şart. Erzağını sağlamak. Yiyecek veya gerekli şeyleri sağlamak. Koşul. Kanun hükmü. Ç.erzak. Edinme. Önsezi. Karşılık. Hazırlama.

Penal provision : Cezai nitelikte yasa hükmü. Cezai nitelikte kanun hükmü. Cezai hüküm.

Uncollectible accounts provision : Geri ödeneceği kesin olmayan borçların toplanması (bir şirketin muhasebe sayfasında). Toplanamaz hesaplar karşılığı.

 

İngilizce Provisioning Türkçe anlamı, Provisioning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Provisioning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accommodate : Alıştırmak. Kalacak yer vermek. Alışmak. Bağdaştırmak. Birbirine uydurmak. Yer vermek. Tanzim etmek. Telif etmek. -e yardım etmek.

Accommodated : Alıştırmak. Uzlaştırmak. Bağdaştırmak. Uydurmak. Yerleştirmek. Uyum sağlamak. Alışmak. Kalacak yer sağlamak.

Allow : Müsaade etmek. İzin vermek. Ayırmak. İndirim yapmak. Koyvermek. Kabul etmek. İmkan vermek. Saymak. Göz önüne almak. Düşünmek.

Counterbalancing : Karşı dengeleme. Dengeleme. Bir deneylemede deneysel değişkenin uygulanmasına bağlı saptırıcı etkileri dengelemek amacıyla bu etkenin değişik rastlantılı düzenler içinde sunulmasını öngören denetim önlemi, bk. abba düzeni, deneyin denetlenmesi. Karşıdengeleme. Eşit güçle karşı koymak.

Administer : Yönetmek. Hizmet etmek. İdare etmek. Tatbik etmek. Vermek (ilaç, ceza vb). İcra etmek. Verdirmek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Uygulamak.

Assure : Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Sigortalamak. Sağlama bağlamak. Söz vermek. İnandırmak. İknaya çalışmak. İkna etmek. Güven vermek. Sağlama almak.

Arm : Zırh giydirmek. Askerlik. Kol. Şube. Askeri kuvvetlerin bir kolu. Koltuk kolu. Sarılmak. Güç. Koy. Elini uzatmak.

Answer : Tatmin edici olmak. Tanımlamak. Karşılık vermek. Eşit olmak. Cevaplamak. Yeterli olmak. Bir gözlem aracında yer alan sorulara ya da sınarlara alınan ve bir bilgi içeriği olan sözlü ya da eylemli karşılık. Uymak. Gitmek. Yanıtlamak.

 

Carry : Götürmek. Başarı kazanmak. Erişmek. Desteklemek. Geçirmek. Elde. Elde etmek. Yayımlamak. Yardım etmek. İletmek.

Administers : Müdürlük etmek. Tatbik etmek. İdare etmek. Uygulamak. Vermek (ilaç, ceza vb). Tayin etmek. Tedvir etmek. Vermek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Verdirmek.

Provisioning synonyms : cater, compensate, carries, correspond, answered, counterbalanced, assuring, corresponds, counterbalance, answers, counter to, assures, carried, accommodates, counter, compensates, counterpoise, counterbalances, accommodate somebody with, cater for, compensated, block up.