Pulpit türkçesi Pulpit nedir

  • Kontrol noktası.
  • Yelkenli kenar parmaklığı.
  • Öğretim kurumlarında öğretmenlerin ders vermek için üzerine çıktıkları yüksekçe yer. üniversitelerde aynı alanda ya da birbirine çok yakın alanlardaki bilim dallarında oluşan bir çalışma birimi. profesörlük yeri.
  • Mimber.
  • İletişim aracı.
  • Kürsü.
  • Korkuluk.
  • Vaiz kürsüsü (kilisede).
  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Pruva korkuluğu.
  • Minber.

Pulpit ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary have jumped together from Pulpit Rock with a parachute. It was a short but magical experience.
Turkish: Ali ve Mary birlikte Pulpit Rock'tan paraşütle atladılar. Kısa ama büyülü bir deneyimdi.

Pulpit ingilizcede ne demek, Pulpit nerede nasıl kullanılır?

The pulpit : Yelkenli kenar parmaklığı. Vaizler sınıfı. Kürsü. İletişim aracı. Vaiz kürsüsü (kilisede). Papazlar. Pruva korkuluğu. Korkuluk. Minber.

Pulpiteer : Politik konuşma yapmak.

Pulpitis : Pulpit. Pülpit. Pulpitis. Dişte pulpanın yangısı. daima bir enfeksiyona bağlı olarak biçimlenir.

Pulpits : Korkuluk. Minber. Pruva korkuluğu. Vaiz kürsüsü (kilisede). Kontrol noktası. Yelkenli kenar parmaklığı. İletişim aracı. Kürsü.

Pulpier : Lapa gibi. Etli. Yumuşak. Hamur gibi. Özlü. Posalı.

Pulp silo : Küspe silosu. Küspe çukuru.

Diffusion pulp water : Difüzyon küspe suyu.

 

Pulp press : Küspe presi.

Pulpiness : Yumuşaklık. Özlülük. Etlilik.

Pulpify : Hamurlaştırmak.

İngilizce Pulpit Türkçe anlamı, Pulpit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pulpit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accustoming : Alıştırmak. Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi. Ülfet. Yetiştirim. Ünsiyet.

Department : Bölüm. Kol. İller, ilçeler, bucak ve benzerleri gibi kamu görevi yapan kuruluşlar. Şube. Bir okul ya da üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan alt-birimlerinden her biri. bir üniversite ya da yüksek okulu oluşturan başlıca yönetim birimlerinden her birine verilen ad. Bölge. Bakanlık. Vekalet. Servis. Seksiyon.

Ambo : Ambulans. Vaiz kürsüsü (eski hristiyan kiliselerinde). Ambulans sürücüsü. İncil'in okunduğu yükseltilmiş masa. Vaiz kürsüsü.

Lectern : Rahle. Hatip kürsüsü. Konuşmacı kürsüsü. Kürsü (kilise).

Footpaces : Adımlayarak yürüme. Yükseltilmiş platform. Podyum.

Stump : Kök kalıntısı. Sersemletmek. Meşin kalem. Meşin kalemle çizmek. Şaşkına çevirmek. Küçülmüş kalem. Kesilen bir şeyin kalan parçası. Sorularıyla şaşırtmak. Meydan okumak. Kafa tutmak.

Abulia : İrade gücünün kaybolmasıyla tanımlanan sinir hastalığı. Kayıtsızlık. Abulya. İrade kaybı. İstenç yitimi. Abuli. İrade yitimi. Karar verme, dikkat, devinme gibi zihin ve beden etkinliğiyle ilişkili işleri yapamamak biçiminde kendini gösteren ve sinir yorgunluğu sonucu ortaya çıkan durum. İstem yitimi.

Bemata : Üzerinde sunak bulunan yüksek platform (kilisede). Platform. Sahne. Podyum.

 

Pulpit synonyms : genus arum, lords and ladies, arum maculatum, aroid, pulpits, minbar, pedestal, check point, arum, guardrail, control post, barriers, guard rail, academic preparation, communications, means of communication, balustrade, desk, bannister, halter, footpace, bema, achievement tests, checkpoints, academic intelligence, communication medium, baluster, bench, a priori knowledge, soapbox, altar, platform, balusters.

Pulpit ingilizce tanımı, definition of Pulpit

Pulpit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to the pulpit, or preaching. Pulpit eloquence. An elevated place, or inclosed stage, in a church, in which the clergyman stands while preaching. As, a pulpit orator.