Pulsing türkçesi Pulsing nedir
- Palsla mayın temizleme.
- Titreşmek.
- Çarpmak.
- Darbe gönderme.
- Nabız gibi atma.
- Titremek.
- Vurma.
- Atmak.
- Nabız gibi atış.
Pulsing ingilizcede ne demek, Pulsing nerede nasıl kullanılır?
End of pulsing signal : Darbe iletim sonu.
Expulsing : Tardetmek. Sürmek. Azletmek. Defetmek.
Repulsing : Kabaca reddetmek. Kovmak. İğrendirmek. Püskürtmek. Geri çevirmek. İtmek. İtici gelmek. İtelemek.
Pulsimeter : Nabızölçer. Nabız miktarı ölçer. Pulsimetre.
Pulsion : Herhangi bir yönde dışarıya doğru itilme. şişlik, şiş. Pulsiyon.
Compulsion : Tutku. Mecburiyet. İcbar. Yükümlülük. Dürtü. Güç kullanma. Güçlü istek. Zorlanma. Baskı.
Pulsions : Pulsiyon.
Compulsive : Zorunlu. Dürtüyle yapılan. Zorlayıcı. Mecburi. Cebri. Kompulsif. Zorlantılı. Kompülsif. Dürtü etkisiyle yapılan.
Capillary repulsion : Kapiler itme. Kılcal itme.
Compulsives : Zorlantılı. Zorunlu. Dürtü etkisiyle yapılan. Kompulsif. Mecburi. Cebri. Dürtüyle yapılan. Kompülsif. Zorlayıcı.
İngilizce Pulsing Türkçe anlamı, Pulsing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pulsing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Buffetings : Aralıksız güçlü rüzgar esintisi veya dalga. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Zorlanma. Cama vurması. Dayak. Tokatlayan. Dövme. Gövde titreşimi. Tokatlama.
Bashed : Eğlence. Deneme. Hızla vurmak. Sertçe vurmak. Geçirmek. Sert vuruş. Kuvvetle vurmak. İndirmek. Şiddetle vurmak.
Impingement : İzinsiz girme. İhlal. Çarpma. Tecavüz. Etkileme. İzlenim bırakma. Karşı gelme. Gasp. Taşma.
Biff : Yumruklamak. Bıff. Vajina. Vurmak. Yumruk atmak. Darbe. Yumruk. Am. Yumruk vurmak.
Blip : Sinyal. Bip. Bip sesi. Çarpma. (radarda) görüntü. Görüntü (radar). Pat.
Librating : Sallanmak. Dengeli olmak. İleri geri hareket etmek.
Impingements : Tecavüz. İzlenim bırakma. Çarpma. İhlal. Gasp. Etkileme. İzinsiz girme. Karşı gelme. Taşma.
Cashier : Kovmak. Vezneci. Vezneci (bankada). Vezneye giren ve çıkan paraların sayışımını, yazılımını yapan ve bunların sonucundan sorumlu tutulan kişi. Veznedar. Kasa. Kasadar. Kasiyer.
Barging : (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Dalmak. Toslamak.
Aquiver : Titreyen. Heyecandan titreme veya ürperme belirtileri olan.
Pulsing synonyms : pulsated, juddered, bang into, dithered, blips, catapult, fibrillating, chuck, impulse, axe, biffs, bung, judder, batting, wave, judders, pulse, undulation, cast offs, bickered, bash, fluttered, chill, pulsation, cast aside, buffeting, banged, catapulting, barged, cast out, dash, alight upon, cashiered.

Bu kısımda Pulsing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pulsing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pulsing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pulsing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.