Pursuits türkçesi Pursuits nedir

Pursuits ile ilgili cümleler

English: He regards women as disposable pleasures rather than as meaningful pursuits.
Turkish: O, kadınları anlamlı bir meşgale olmaktan daha ziyade tek kullanımlık zevk olarak görüyor.

Pursuits ingilizcede ne demek, Pursuits nerede nasıl kullanılır?

Pursuit plane : Avcı uçağı.

Lag pursuit : Geriden kovalama. Bir dönüş esnasında düşman uçağının arkasında kalma.

Lead pursuit : Bir dönüş esnasında düşman uçağının önünde kalma. Önleme takip noktası. Önde kovalamaca.

Rifht of pursuit : Yazarın, çoğaltılmış sayıların satışından belirli koşullara göre pay isteme hakkı. İzleme hakkı.

Right of pursuit : Pay hakkı. Bir yapıtın, satış bedelinden verilmesi gereken ve yazarınca istenmesi mümkün bulunan yüzde.

Pursuance : Devam. Netice. Uygulama. İfa. Takip. Yapma. Yerine getirme. Tatbik. Sürdürme.

Pursued : Devam etmek. Takip etmek. Peşine düşmek. Kovalamak. İzlemek. Peşinde olmak. Sürdürmek. Peşinde koşmak. Yürütmek.

Pursuant : Uyarınca. Mutabık. Uygun olarak. Uygun. Göre. Yerinde. Muvafık.

Pursuit : Kovalama. İzleme. Takip. Araştırma. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol. İş. Uğraş. Arama. Peşine düşme. İlgi alanı.

 

Pursuing : Sürdürmek. Kovalamak. Peşinde olmak. Peşine düşmek. Takip. Yürütmek. Devam etmek. Peşinde koşmak. Takip etmek. İzlemek.

İngilizce Pursuits Türkçe anlamı, Pursuits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pursuits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Domiciliary visit : Evde yapılan hasta muayenesi. Evi resmi görevle arama. Ev araması. Evde hasta muayenesi. Evde yapılan arama.

Chases : Av. İz sürme. Oluk açmak. Dizilmiş harfleri tutan demir çerçeve. Hakketmek. Oluk. Avlanma bölgesi. Kovmak. Hızla geçip gitmek.

Employments : Çalıştırma. Memuriyet. Görev. Hizmet. İşe alma. İstihdam. İş verme. Görevlendirme.

Movement : Her türlü değişimi gösteren özdeğin bir varlık biçimi. ötelenme, dönme, titreşim gibi konum değiştirme. Bağırsakların çalışması. Dans hareketi. Çalışma. Hayat. Biyoloji, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Devim. İstidat. Tempo. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi.

Examen : Sınav. Muhakeme. Muayene. Yargılama. Teftiş. İnceleme. Yoklama. İmtihan. Tetkik.

Explorations : Keşif.

Checkover : İnceleme.

Occupation : İşgal. Meslek. Oturma. Zanaatçılık. Bir kimsenin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı; bilgi, eğitim veya yaratıcı güç gerektiren etkinlik. Tasarruf. Kullanan. İstila.

Career : Kariyer. Meslekte başarı kazanma. Kariyer yapma. Hız yapmak. Son süratle gitmek. Meslek yaşamı. Meslek. Meslek hayatı.

 

Assignment : Aktarma. Havale senedi. Devretme. Bir bulguyu ya da markayı karşılıkla ya da karşılıksız olarak başkasına verme. Feragat senedi. Tahsis etme. Atama. Ev ödevi. Görev.

Pursuits synonyms : pursual, careering, tracings, hunting, watching, blowouts, search, pursuit, blowout, checkback, preoccupations, avocation, prospecting, careered, engagement, discourses, followings, explorative, pursuing, exertion, disquisitions, tailing, ball game, dialing, vocation, move, lookup, quest, engrossment, exertions, stalking, pastime, groping.

Pursuits zıt anlamlı kelimeler, Pursuits kelime anlamı

Leading : Öncülük eden. Yol gösteren. Yol gösterme. Rehberlik. Başlıca. Satır aralığı. Önemli. Kurşun çerçeve. Ana. Önde olan.