Pushed türkçesi Pushed nedir

  • İşi başından aşkın.
  • Reklamla satmak.
  • İtmek.
  • Meşgul.
  • İtelemek.
  • Merdiven dayamak.
  • Yürütmek.
  • Baskı yapmak.
  • Devam etmek.
  • Sıkıştırmak.
  • Kesik.
  • Parasız.
  • Yaklaşmak (yaş).
  • Sıkışık.
  • Çaba harcamak.
  • Uyuşturucu satmak.
  • Kakmak.
  • Zorla kabul ettirmek.
  • Uğraşmak.
  • Zorlamak.

Pushed ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary pushed the table against the wall.
Turkish: Ali ve Mary masayı duvara doğru itti.

English: Ali angrily pushed Mary away.
Turkish: Ali Mary'yi öfkeyle itti.

English: Ali must have pushed the wrong button.
Turkish: Ali yanlış butona basmış olmalı.

English: Ali pushed a button on the wall that opened a secret door.
Turkish: Ali duvarda gizli bir kapıyı açan bir butona bastı

English: Ali cautiously pushed the door open and entered the room.
Turkish: Ali tedbirli bir şekilde kapıyı açtı ve odaya girdi.

Pushed ingilizcede ne demek, Pushed nerede nasıl kullanılır?

Be pushed for money : Darboğaza girmek. Başı daralmak. Eli darda olmak. Paraya sıkışmak. Darda olmak. (maddi olarak) dara düşmek.

Be pushed for time : Zamanı daralmak. Zamana sıkışmak.

Being pushed around : Gözü korkutulmuş olma. Kabadayılığa uğrama. Kabadayılık edilme. Kabadayılık edilmiş olma. Sömürülme. Gözü korkutulma.

Was pushed to the wall : Başka şansı yoktu. Seçeneksiz bırakıldı. Duvara itildi. Duvara sıkıştırıldı. Büyük baskı altında kaldı. Sırtı duvara verildi.

 

Be pushed : Zamana ihtiyaç duymak. Darda olmak. Zamanı az olmak. Sıkışmak. İtilmek.

Drug pusher : Uyuşturucu satıcısı.

Push about : Öteye beriye bakmak. Zorluk çıkarmak.

Pusher type furnace : İtici tip fırın. İterli fırın.

Pushers : İtici. Uyuşturucu satıcısı. Fırsatçı. İtici lokomotif. Sürgü.

Pneumatic pusher : Havalı itici. Pnömatik itici.

İngilizce Pushed Türkçe anlamı, Pushed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pushed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bullying : Korkutma. Zulmetmek. Zorbalık etmek. Efelenme. Tehdit. Sataşma. Zorbalık. Dayılık. Fiziksel şiddet.

Attends : Kulak vermek. Beraberinde getirmek. Dikkatini vermek. Dinlemek. Bakmak. Hazır bulunmak. Hizmet etmek. Katılmak. Eşlik etmek.

Endeavours : Emek harcamak. Çalışmak. Denemek. Çabalamak. Yapmaya çalışmak. Uğraş göstermek. Gayret etmek. Çaba göstermek.

Dictated : Belirlemek. Söyleyerek yazdırmak. Emretmek. Dikte etmek. Dikte edilmiş. Etkilemek.

Bludgeoned : Zorla yaptırmak. Ağır bir cisimle vurmak. Ezip geçmek. Coplamak. Sopalamak. Alt etmek. Sopayla dövmek. Sopa ile vurmak. Mağlup etmek.

Impel : Devindirmek. Sevketmek. Yöneltmek. Sürmek. Harekete geçirmek. Sevk etmek.

Obtrude : Sokulmak. Israrla ileri sürmek. Zorla girmek. İçine sokmak. Zorla benimsetmek. Zorla sokulmak.

Elbowing : Dirsekle vurma. Dirsekle itme. İte kaka yol açmak. Dirseklemek. Dirsekle dürtmek.

Nudges : Dürtüklemek. Dürtme. Dirseklemek. Hafifçe dürtmek. Hafifçe dürtme. Dirsek ile dürtmek. Dürtmek. Sürükle. Dirsekle dürtmek.

 

Densest : Yoğun. Kalın. Koyu. En kalın olanı. En yoğun olanı. En koyu olanı. Negatifi şeffaf olmayan (fotoğrafçılık terim). Kalın kafalı. Sık.

Pushed synonyms : widegrip pushup, muscle into, poke at, push aside, press up, arm exercise, labour, off hook, goad, cabbage, attended, tumble, gashing, astringe, squeeze, be occupied with doing, be in progress, drive, foiling, congested, enforce, be nearing, collar, coerce, be urgent with somebody, attacks, fort, constrain, hustles, empty pocketed, engaged, prod, continues.

Pushed zıt anlamlı kelimeler, Pushed kelime anlamı

Pull : Kısa sandal gezintisi. Girmek. Yudum. Zorlu tırmanış. Doldurmak. Kürek çekmek. Koymak. Kenara parketmek. Çekiş. Kalkmak (araba).

Attract : Mıknatısın demir tozlarını çekmesi. Kendine çekmek. Cezbetmek. Cazip gelmek. Çekmek (çekici olma vb). Celp etmek. Çekmek.

Pushed antonyms : unaffixed.