Rang türkçesi Rang nedir

Rang ile ilgili cümleler

English: Ali rang one of the bells.
Turkish: Ali zillerden birini çaldı.

English: Ali rang the bell again.
Turkish: Ali zili tekrar çaldı.

English: Ali arrived at the gate and rang the bell.
Turkish: Ali kapıya geldi ve zili çaldı.

English: Ali rang home to see if anyone needed anything at the shop.
Turkish: Ali dükkanda birinin bir şeye ihtiyacı olup olmadığını anlamak için eve telefon etti.

English: A shot rang out.
Turkish: Bir silah atışı çınladı.

Rang ingilizcede ne demek, Rang nerede nasıl kullanılır?

Air rang with shouts : Hava haykırışlarla doluydu. Hava bağırışlarla çınlıyordu.

Range : Yayılma alanı. Çeşitlilik. Sıra halinde olmak. Gezmek. Bir aracın, dolu depo ile, yeniden yakıt almadan gidebileceği uzaklık. Uzanmak. Erişme uzaklığı. Doğrultmak. Yayılma genişliği. Yemek pişirmekte kullanılan ocak.

Range camera : Erim kamerası. Derinlik ölçen kamera.

Range check : Erim denetimi. Aralık kontrolü.

Range copy : Aralık kopyalama.

Range estimation : Mesafe tahmini. Mesafe talimini.

Range indicator : Mesafe kartı.

 

Range of audibility : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İnsan kulağının algılıyabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin 30 hz'den başlayıp 20.000 hz'de biten sınırları. İşitilebilirlik sınırı.

Range move : Aralık taşıma.

Range finder : Uzaklıkölçer. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mesafe kestirici. Erim bulucu. Menzil bulucu. Bir konunun alıcı merceğine uzaklığını bulmakta kullanılan aygıt. Telemetre. Hedef mesafesini ölçen cihaz.

İngilizce Rang Türkçe anlamı, Rang eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rang ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clink : Tokuşturmak. Çınlamak. Şangırdatmak. Tınlama. Tıkırdatmak. Tıkırdamak. Çınlama. Şıkırdamak. Kodes.

Chimed : Çalmak (çan). Ahenkli bir sesle çalmak (saat veya zil veya çan). Ahenk. Vurmak (saat başlarını). Çan çalmak. Ahenkle çalmak. Saat çalmak. Uymak.

Spectrum : Spektrum. Bir ışınımın bağıl büyüklük değerinin, parçacık enerjisine göre dağılımını gösteren eğri. Görüntü. Beyaz aşığı oluşturan renklerin, sıklık ya da dalga boyu sırasınca dizildiği görüngü. bir akımmıknatıssal ışınım, kendisini oluşturan dalga boylarına ya da sıklıklara ayrıştırıldığında elde edilen çizge. anlamdaş alkım. Birbiri ile ilgili düşünce ve nesneler dizisi. Işığın dalga boylarına göre ayrılmış biçimi; her dalga boyundaki ışık yeğinliğini gösteren çizge. matematik bir işlerin özgün değerlerinin tümü. Türlü dalga boylarındaki elektromıknatıssal ışınımların sırasını ve sıklık, erke gibi özelliklerini belirleyen çizge. Elek-tromıknatıslı ışınımların, kendilerini oluşturan dalga uzunluklarına ya da yinelenimlere ayrıldıklarında sağlanan sonuç. (görünür ışık bölümünde bunun iyi bir örneği, beyaz ışığın bir optik biçmeden geçtiğinde ortaya çıkan renkler kuşağıdır). insan kulağının algılayabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin kuşağı; ses izgesi. İzge. Ekonomi, fizik, kimya, uzay, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Encircles : Çevirmek. Devretmek. Kucaklamak. Etrafını kuşatmak. Çemberlemek. Etrafını çevirmek. Sarmak.

Blockades : Abluka altına almak. Abluka altında tutmak. Abluka. Kuşatma. Blokaj. Kuşatma altına almak. Abluka etmek. Ablukaya almak.

Besiege : Yağmuruna tutmak. Sıkmak. Çevresini sarmak. Etrafını almak. Rahat vermemek. Muhasara etmek. Çevirmek. Yağmuruna tutmak (argo terim). Rahatsız etmek.

Dangle : Asılı tutmak. Asılmak. Sallanmak. Asılı durup sallanmak. Asıp sallamak. Sarkıtmak. Sallamak. Sarkmak. Asılıp sallanmak. Sarkma.

Clank : Tangırdamak. Madeni ses çıkarmak. Şakırtı. Şıkırdamak. Şakırdatmak. Şakırdamak. Madeni ses. Çınlama. Şıkırtı.

Palette : Palet (boya için). Ressam paleti. Bir ressama özgü renkler. Palet (boya). Palet. Boya bıçağı.

Encircle : Etrafını kuşatmak. Çevresini sarmak. Sarmak. Kucaklamak. Devretmek. Dolamak.

Rang synonyms : internationality, approximate range, overhang, beset, circumscribe, besieging, beleaguering, pallet, orbit, beleaguer, ballpark, cluster round, blockade, peal, abstract, jingle, horizon, clanked, besieges, blockaded, cabbages, compassed, ring, entwine, clanks, reach, adopts, border on, ding, ting, contrast, clang, purview.

Rang zıt anlamlı kelimeler, Rang kelime anlamı

Unfasten : Koyuvermek. Gevşetmek. Çözmek. Çözülmek. Açılmak. Açmak. Gevşemek.