Reflectance türkçesi Reflectance nedir

  • Yansıma.
  • Yansıma oranı.
  • Yansıtırlık.
  • Yansıtınç.
  • Yansıtma çarpanı.
  • Yansıtıcılık.
  • Reflektans.

Reflectance ingilizcede ne demek, Reflectance nerede nasıl kullanılır?

Reflectance map : Yansırlık haritası.

Spectral reflectance : Spektral yansıtma. Bir yüzeyden yansıyan ışınını erkesinin renklere göre tutarının, yüzeye gelen ışınım erkesine oranı. Görüngesel yansıma. İzgesel yansıtım. Spektrum yansıması.

Near infrared reflectans spectrometer : Nır spektrometre. Nırs. Son yıllarda kızıl ötesi ışınlardan yararlanılarak geliştirilen, bilgisayar destekli optik cihazlarla yemlerin kimyasal bileşimlerini geleneksel laboratuvar, in vitro, in vivo, in situ gibi yöntemlerden daha doğru tahmin edebilen spektrometre, nırs.

Reflect credit upon somebody : Şereflendirmek. Onur vermek.

Reflect on : Kafa yormak. Ayıplamak. Kusur bulmak. Hatalı bulmak. Kusurunu göstermek. Yansımak. -i iyice düşünmek. Derinlemesine düşünmek.

Reflected wave : Yansıma dalgası. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yansıyan dalga. Yansımış dalga. Herhangi bir engele çarptıktan sonra alıcı dalgalığa ulaşabilen elektromıknatıs dalga. yansımamış dalga karşıtı.

Reflect : (iyice) düşünmek. Aksetmek. Aksettirmik. Göstermek. Düşünmek. Aksettirmek. Düşünüp taşınmak. İfade etmek. İyice düşünüp taşınmak.

 

Reflected upon : Kusur bulmak. Hatalı bulmak. Ayıplamak.

Reflect poorly on : Leke sürmek.

Reflect upon : Hatalı bulmak. Ayıplamak. Kusur bulmak. Kafa yormak. Derinlemesine düşünmek.

İngilizce Reflectance Türkçe anlamı, Reflectance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Reflectance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reflectivity : Özyansıtırlık. Yansılırlık. Yansıtma katsayısı. Reflektivite. Yansıtma. Bir yüzeyden yansıyan ışınını yeğinliğinin gelen toplam yeğinliğe oranı.

Echoing : Tekrar ses çıkaran. Eko yapan. Yankılanan. Tekrarlayan.

Reflection factor : Yansıma faktörü.

Incidences : Tekrar oranı. Rastlantı. Oran. Tesadüf. Etki alanı. Vaka. Bir şeyin meydana gelmesi. Etki. İsabet.

Mirror : Çeşitli sinema ve televizyon aygıtlarında ve ışık kaynaklarında, üzerine düşen ışığı düzenli biçimde yansıtan yüzey. Ayna. İnsanın kendisini görmesini sağlıyan cam ya da maden levha. Işığı yansıtma özelliği taşıyan maddesel yüzey. Yansıtmak. Gözgü. Ayna tutmak. Yansı. Aksetmek.

Rebounds : Yankı. Tepki. Geri gelme. Sekme. Yankılanmak. Geri sıçramak. Yansımak. Sekmek. Çarpıp geri gelmek.

Coefficient of reflection : Yansıma katsayısı.

Onomatopoeia : Yansımalı sözcük. Onomotofeya. Temsil ettikleri anlam ile ses benzerliği olan kelimeler kullanma ve oluşturma (örn. ding-dong). Ses öykünmesi. Yansıtma. Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler: gür gür, çat pat, pat pat, küt küt, hır hır, gürül gürül, hav hav, civ civ, ciyak ciyak, mışıl mışıl, zırıl zırıl, parılda-, patırda-, hırılda- vb. Yansılama. Onomatope.

 

Reflections : Hayal. Yankı. Etki. Akis. Kusur bulma. Refleks. Ayıplama. Aksetme. Derin düşünce. Yansıyan görüntü.

Coefficient : Faktör. Katsayı. Emsal. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Ortak etmen. İşbirliği yapan. Koefisyan. Sabite.

Reflectance synonyms : incidence, reflexion, echoey, backlashing, reflex, rebound, reflexes, reflection.