Risk dispersion türkçesi Risk dispersion nedir
- Risk dağıtımı.
- Riskin dağıtımı.
- İktisat alanında kullanılır.
- İktisadi karar birimlerinin ortaya çıkabilecek olası riskler karşısında elde edecekleri getiriyi ençoğa çıkarmak veya uğrayabilecekleri zararları enaza indirmek amacıyla varlıklarını farklı yatırım araçlarına dağıtarak portföy oluşturması. ortaya çıkabilecek aynı türden risklerin, sigortacı tarafından sigortalılar arasında dağıtılması.
Risk dispersion ingilizcede ne demek, Risk dispersion nerede nasıl kullanılır?
Risk : Riske atmak. Tehlikeye atmak. Sigorta edilen. Göze almak. Risk oluşturmak. İktisadi karar birimlerinin verecekleri kararlar sonucunda ortaya çıkacak getiriyi olumsuz etkileyebilecek olayların gerçekleşme olasılığı, diğer bir deyişle olayların gerçekleşme olasılığının bilindiği durum. krş. belirsizlik. Oynamak. Risk almak. Riziko. Zarar olasılığı.
Dispersion : Serpinme. Işık ışınlarının her yönde yol alarak gitmesi. Dağılış. Toz bir özdeğin, sıvı içinde çözünmeksizin, asıltıdan daha kalın, iri ölçekli dağılmış biçimi. Çeşitli dalga uzunluklarından oluşan ışığın, saydam bir yüzeyden geçerek izgeye dönüşmesi. Dağılma. Dağınıklık. Karmaşık bir ışınımın tek renkli bileşenlerine ayrılması. bu olayı doğuran bir dizge ya da ortamın özelliği. bu özelliğin sayısal değeri. Dağıtma. Dağınım.
Risk analysis : Karar vermekte yardımcı olacak olasılıklar fonksiyonu yaratmak için çeşitli teknikler kullanımı. Risk analizi.
Risk assesment : Risk değerlendirmesi.
Risk assessment : Risk değerlendirme. Risk değerlendirmesi. Riziko takdiri. Riziko değerlendirmesi. Risk hesabı. Risk tespiti.
Risk averse : Daha düşük riskleri tercih eden. (ekonomi, finans) riski sevmeyen. Riskten kaçınma davranışı gösteren iktisadi karar birimi. Riskten kaçınan. Finansal açıdan risk almayı sevmeyen. Riske girmek istemeyen. Riskten kaçınma.
İngilizce Risk dispersion Türkçe anlamı, Risk dispersion eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Risk dispersion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.
A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Risk dispersion synonyms : a shift in individual demand, a type mutual funds, a change in individual demand, ability rent, ability to pay approach, a group shares.

Bu kısımda Risk dispersion kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Risk dispersion ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Risk dispersion anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Risk dispersion ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.