Run up against türkçesi Run up against nedir

  • Göğüs germek.

Run up against ingilizcede ne demek, Run up against nerede nasıl kullanılır?

Run : Taşımak. Geçerli olmak. Geçiş. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları. Koşmak. Tabanları yağlamak. Göstermek (film). Dönem. Yayınlamak. Çalıştırmak.

Against : -e değecek şekilde. -e aykırı. Karşı. -e karşı. Aleyhinde. Mukabilinde. -e zıt yönde. Kontra. Muhalif. Aykırı.

Run up : Gelişme alanı. Birden artmak. Çabucak dikmek. Atma ya da atlamadan önce yarışçının yürüme, sıçrama, koşma gibi hız kazanma yollarını denediği gerilme alanı. bu alan, uzun atlamada 15 m., üç adım ile sırıkla atlamada 40 m., cirit atmada 30 m.-36.5 m. uzunluğunda olur. Kısalmak. Fırlamak. Daralmak (elbise). Yukarıya koşmak. Çekmek. Artırmak (güç vb.).

Run upon : Rastlamak.

Up against : Yüz yüze. -e karşı. Karşı karşıya. Yazgısında olmak. Kaderinde olmak. İle mücadele halinde.

Up against the wall : Sonuna kadar. Var gücüyle. Kanının son damlasına kadar. Son nefesine kadar.

Up against a stone wall : Taş bir duvara karşı. Zorda. Zor durumda. Sıkıntıda. Darda. Başı dertte.

Come up against : Karşı karşıya kalmak (zor sorun). İle karşılaşmak. Çatmak. İle karşılaşmak (zorluklar, sıkıntı, vs.). Karşılaşmak. -e çatmak. İle yüzyüze kalmak. Karşı karşıya kalmak. İle karşı karşıya kalmak. -e karşı çıkmak.

 

Be up against the wall : Ümitsiz olmak. Çaresiz kalmak. Çaresiz olmak. Çok zor bir durumda olmak. Çok zor bir durumda kalmak.

Bump up against : -'e karşı çarpışmak. -'e karşı kuvvetli bir şekilde karşı çıkmak.

İngilizce Run up against Türkçe anlamı, Run up against eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Run up against ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Braving : Cesaretle karşı koymak. Cesaret gösteren. Cesaret gösterme. Meydan okumak.

Bear up : Yardım etmek. Katlanmak. Dayanabilmek. Neşelenmek. Destek olmak. Cesareti elden bırakmamak. Başa çıkmak. Dayanmak.

Resist : Muhalefet etmek. Dayanmak. Direnmek. Karşı çıkmak. Kafa tutmak. Göğüslemek. Dayanıklı olmak. -meden edebilmek. Direşmek.

Resists : Muhalefet etmek. Direşmek. Karşı çıkmak. Engellemek. Dayanmak. Karşı durmak. Direnmek. Dayanıklı olmak. Kafa tutmak.

Breasting : Göğüslemek.

Face the music : Daha önceki eylemlerinin hoşa gitmeyen sonuçlarını kabul etmek. Yaptığı şeyin olumsuzluklarıyla yüzleşmek. Bedel ödemek. Bir problemle karşı karşıya olduğunu kabullenmek. Sonucuna katlanmak. Diyet ödemek. Bedelini ödemek. Ceremeyi çekmek. Hatalardan kaynaklanan olumsuz sonuçları kabul etmek.

Endure : Dişini sıkmak. Uzun süre dayanmak. Sürmek. Acıya dayanmak. Durmak. Var olmak. Sabretmek. Devam etmek. Uzun süre etkisini ve gücünü korumak.

Face : Yüz ifadesi. Surat. Karşı karşıya gelmek. Dış görünüş. Kaplamak. Yüzünü dönmek. Yönelmek. Yüzey. Şeref. Saygınlık.

Breast : İç. Meme. Bağır. Sine. Koyun. Göğüs. Başla, karın arasında kalan vücut bölgesi. toraks. Göğüslemek.

Resisted : Karşı durmak. Direnmek. Engellemek. Karşı koymak. Göğüslemek. Kafa tutmak. Dayanmak. Dayanıklı olmak. Karşı çıkmak.

Run up against synonyms : braved, face up to, faces, brave, resisting, braves.