Runaway türkçesi Runaway nedir

Runaway ile ilgili cümleler

English: The police are in pursuit of the runaway.
Turkish: Polisler kaçağın peşinde.

Runaway ingilizcede ne demek, Runaway nerede nasıl kullanılır?

Runaway inflation : Tehlikeli enflasyon.

Electron runaway : Elektron kaçması.

Runaways : Kaçkın. Gizli tutulmuş. Kaçak. Sızıntı. Kaçan kimse. Firari. Kontrolden çıkmış. Denetimsiz. Kolay zafer. Denetimden çıkmış.

Runabout : Aylak. Küçük motorlu tekne. İki kişilik araba. Tek kişilik otomobil. Küçük otomobil. Bot. Küçük araba. İşsiz.

Runabouts : İki kişilik araba. Küçük motorlu tekne. Küçük araba. Bot. İşsiz. Tek kişilik otomobil. Aylak. Küçük otomobil.

Run a blockade : Bir kuşatmadan kaçmak. Ablukayı yarmak. Bir engel ve maniadan kurtulmak ve sıyrılmak. Bir ablukadan kaçınmak.

Run a business : Bir işi yönetmek. İşi yönetmek. İşi çekip çevirmek. Çekip çevirmek.

Runapp : Uygulamaçalıştır.

Runaround : Baştan savma hareket. Oyalama taktiği. Kaçamak davranış. Dolama.

Korunas : Çek cumhuriyeti para birimi.

İngilizce Runaway Türkçe anlamı, Runaway eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Runaway ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Fugitives : Çabuk geçen. Mülteci. Muhacir. Tutulmaz. Derbeder. Uçan. Geçici.

Coded : Kodlanmış. Kodlu. Gerçek manasını gizlemek için sembollerle ifade edilmiş. Şifreli.

Triumph : Övünmek. Başarı. Galip gelmek. Muzaffer olmak. Utku. Zafer kazanmak. Zafer alayı. Yengi. Zafer. Zaferi kutlamak.

Hog wild : Serkeş.

Exudation : Ekzudasyon. Bir hücre, organ veya organizmadan zar, delik veya bez aracılığıyla dışarı madde çıkarılması. Terleme. Dışarı sızan şey. Gözenekten dışa atım. Eksüdasyon. Dışarı sızma. Bir hücre, organ ya da organizmadan zar, delik ya da bez aracılığıyla dışarı madde çıkarılması. Eksudasyon.

Backroom : Gizli oda. Arka oda. Bir bina veya evin arka kısmında bulunan oda.

Walkaway : Çok kolay kazanılan yarış. Çocuk oyuncağı. Kolay kazanılmış başarı. Kolay kazanılan başarı. Kolay galibiyet.

Clandestine resistance : Yeraltı. Yeraltı direnişi.

Creeps : Sürünme. Yayılma. Emekleme. Kayma. Ürperti. Toprak kayması. Korku. Yaltakçı. Sığınak.

Creepage : Akış. Dağılma. Kaçak yolu. Yayılma. Akım kaybı. Kayma.

Runaway synonyms : shoo in, absconders, emanation, walkover, anonymous, absent without leave, absconded, victory, contraband, out of control, escapee, jailbreaker, creep, out of hand, romp, cameras, classified, auricular, forsaker, exudations, uncontrolled, leakages, clandestine, deserter, backdoor, truants, embezzled, banned, fugitive, laugher, deserters, escaped, on the lam.

Runaway zıt anlamlı kelimeler, Runaway kelime anlamı

Controlled : Kontrol altına alınmış. İdare edilmiş. Bastırılmış. Kontrollü. Gözlenmiş. Denetimli. Güdümlü. Kontrol edilmiş. Denetlenmiş. Düzenlenmiş.

 

Defeat : Devirmek. Mahvetmek. Mağlubiyet. Nihayet vermek. Engellemek. Bileğini bükmek. Bozguna uğratmak. Mağlup etmek. Yenmek. Tek ya da takım olarak yapılan karşılaşmada yenilmiş olma durumu.

Runaway ingilizce tanımı, definition of Runaway

Runaway kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Running away. One who, or that which, flees from danger, duty, restraint, etc. Fleeing from danger, duty, restraint, etc. A runaway horse. As, runaway soldiers. A fugitive.