Rushes türkçesi Rushes nedir

  • Çabucak halletmek.
  • Acele ile göndermek.
  • Günlük çekim.
  • Acele ettirmek.
  • Düşünmeden girişmek.
  • Üstüne atılmak.
  • Aceleye getirmek.
  • Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi).
  • Hızlı akmak.
  • Acele etmek.
  • Şiddetli esmek.
  • Koşmak.
  • Yetiştirmek.
  • Kur yapmak (amerikan ingilizcesi).
  • Asılmak (amerikan ingilizcesi).
  • Koşturmak.
  • Sıkıştırmak.
  • Hücum etmek.
  • Saz.
  • Sıkboğaz etmek.
  • Saldırmak.
  • Atılmak.

Rushes ile ilgili cümleler

English: Ali always brushes his teeth after meals.
Turkish: Ali her zaman yemeklerden sonra dişlerini fırçalar.

English: He brushes his teeth after his meals.
Turkish: O yemeklerinden sonra dişlerini fırçalar.

English: Ali brushes his teeth after every meal.
Turkish: Ali her yemekten sonra dişlerini fırçalar.

English: The second the mailman comes, he rushes out to pick up his mail.
Turkish: O, postacı gelir gelmez, postasını almak için dışarı fırlar.

English: Ali told his dentist that he brushes his teeth after every meal.
Turkish: Ali dişçisine her yemekten sonra dişlerini fırçaladığını söyledi.

Rushes ingilizcede ne demek, Rushes nerede nasıl kullanılır?

Rushes assembly : Günlük çekimlerin birbirine eklenmesiyle yapılan kaba kurgu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Günlük çekim dizilemesi.

By rushes : Sıçraya sıçraya.

 

Screening of the rushes : Günlük çekimlerin incelenmesi, seçimi, ayıklanması amacıyla yapılan gösterim. Günlük çekim gösterimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Synchronizing rushes : Günlük çekim eşlemesi. Günlük çekimlerin ses ile görüntü kuşaklarının eşlenmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Airbrushes : Sıkıştırılmış hava kullanarak iyi ve kaliteli boyama sıvısı üreten resim aleti. Bir çok bilgisayarda grafik programlarında olan ve hakiki hava fırçayı taklit eden cıhazdır (bilgisayar).

Bullrushes : Hasır otu. Hasırotu. Şeytan mumu. Bir çocuk oyunu. Geniş yapraklı kofa. Saz otu.

Paintbrushes : Boya fırçası. Paintbrush.

Crushes : Zulmetmek. İtişmek. Öğütmek. Ezmek. Kırılmak. Araç ile çiğnemek. Parçalanmak. Bastırmak. Kahretmek. Sıkmak.

Bulrushes : Hasırotu. Sukamışı. Kamış. Saz otu. Hasır sazı. Hasir sazi. Saz. Şeytan mumu. Hasırsazı. Hasır otu.

Thrushes : Taban iltihabı (at). Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, öz ötücüler (oscines) üst familyasından, oldukça iri yapılı, gagaları hafifçe yay gibi, göçücü türleri olan bir familya. karatavuk (turdus merula), tarla ardıcı (t. piloris), taşkızılı (monticola saxatilis), kuyrukkakan (oenanthe oenanthe), taş kuşu (saxicola torquata), kızılkuyruk (phoenicurus phoenicurus), nar bülbülü (erithacus rubecula) en iyi bilinen türleridir. karatavukgiller. Ardıçkuşu. Ardıç kuşugiller. Ardıç kuşu. Pamukçuk.

İngilizce Rushes Türkçe anlamı, Rushes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rushes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dart : Cirit. Vın diye geçip gitmek. Atmak. Fırlatmak. Çıkarıvermek. Sıçramak. Fırlama. Çıkıvermek. Fırlamak.

Device : Makine. Resim. Aygıt. Alet. Nisan. Aparat. İstence. Plan. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Donanım.

Run up : Daralmak (elbise). Fırlamak. Çabucak dikmek. Atma ya da atlamadan önce yarışçının yürüme, sıçrama, koşma gibi hız kazanma yollarını denediği gerilme alanı. bu alan, uzun atlamada 15 m., üç adım ile sırıkla atlamada 40 m., cirit atmada 30 m.-36.5 m. uzunluğunda olur. Koşuşmak. Borcun birikmesi. Gelişme alanı. Kısalmak. Artırmak (güç vb.).

Buck up : Canlanmak. Çabuk olmak. Geliştirmeye çalışmak. Neşelenmek. Keyiflenmek. Neşelendirmek.

Careering : Meslek hayatı. Hız yapmak. Son hızda gitmek. Uğraşı. Dörtnala koşmak. Kariyer. Meslek yaşamı. Sürat. Uğraş.

Harnesses : Koşum takmak. Kullanmak.

Bombarding : Gülle yağdırmak. Topa tutmak. Bombardıman etmek. Dövmek. Yağmuruna tutmak. Üzerine varmak. Bombardıman yapmak. Soru yağmuruna tutmak. Bombalamak.

Aggressing : Taarruz etmek. Tecavüz etmek.

Harnessing : Koşum takmak. Çalışacak duruma getirme. Kullanmak.

Pelt along : Hızla katetmek. Boyunca hızla gitmek. Acele ile gitmek.

Rushes synonyms : rush along, cannonball along, thrust ahead, locomote, cultivate, bear against, hustle up, bulrushes, bursts, bombard, raced, straw, harness, pin down, flash, bucket along, come along, tear, pounce, instrumenting, hasten, gallops, bustled, civilising, beating up, clipped, gog, races, bounce, aggressed, bustle, charge, importuned.

Rushes zıt anlamlı kelimeler, Rushes kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Linger : Uzamak. Ayrılamamak. Geçmişte kalmak. Oyalanmak. Sallanmak. Can çekişmek. Gitmemek. Geçmek bilmemek. Kalmak (gitmesi gerekirken). Durmak.

Smooth : Hoş. Tesviye etmek. Mükemmel. Şık. Buruşukluklarını gidermek. Sinekkaydı. Kolaylaştırmak. Yumuşatmak. Sakin. Düz.