Sülfatlar nedir, Sülfatlar ne demek
Sülfatlar; Kimya alanında kullanılan bir terimdir.
Kimya'da terim anlamı:
İnorganik tuzları MHSO4 veya M2SO4 şeklinde bulunan ve organik esterleri primer alkollerin sülfatlanmasından elde edilen esterler olup uzun zincirli alkil sülfatların sodyum tuzlarının anyonik deterjan olarak kullanıldığı SO42- iyonu içeren sülfürik asit tuzları veya esterleri.
Sülfatlar kısaca anlamı, tanımı
Sülfat : Sülfürik asidin tuzu ya da esteri.
Sülfürik asit : Suda çözünerek büyük bir ısı açığa çıkaran, şurup kıvamında, renksiz, kokusuz, 10 °C'de katılaşan bir sıvı, kara boya, zaç yağı.
Sülfatlanma : Bir akümülatörün levhaları üzerinde kurşun sülfat tabakasının oluşması.
İnorganik : Cansız olan. Organik olmayan, anorganik. Organlardaki bozukluktan ileri gelmeyen hastalık. Hücrelerin cansız bölümleri.
Alkoller : Bir ya da daha çok hidroksil kökü içeren ve (R) bir aril ya da alkil kökü olmak üzere, ROH genel formülü ile gösterilen alifatik bileşikler. Örn. etil alkol (C2H5OH). Karbon atomuna doğrudan doğruya OH grubunun bağlı olduğu organik bileşikler.
Esterler : Bir asidin bir alkolle birleşerek aralarından bir su molekülü çıkarması ile olan bileşikler. Alkollerin, organik ya da anorganik asitlerle oluşturdukları bileşikler. Bir asidin alkolle birleşerek aralarında bir molekül su çıkarmasıyla oluşan bileşikler.
Zincirli : Zinciri olan. Zincirle bağlı olan. 1716'da basılan Osmanlı altın parasının adı. Gaziantep şehrinde, Fevzipaşa bucağına bağlı bir yer. Konya şehri, Karatay ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Asit tuz : Bileşimindeki asit hidrojenlerinin bir bölümü metallerle yer değiştirmemiş olan tuz. Örn. sodyum bikarbonat (NaHCO3).
Sülfürik : Sülfürle ilgili.
Deterjan : Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde, arıtıcı.
Organik : Doğal yolla yapılan. Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan. Organlarla ilgili, uzvi. Canlı, güçlü (ilişki).
Sülfür : Kükürdün başka bir elementle yaptığı bileşik.
Primer : Birinci. Sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci derecedeki, birincil, ilk, esas. Yapay olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci, birincil, esas. DNA replikasyonu esnasında, DNA sentezinin başlayabilmesi için kalıp DNAnın başındaki nükleotit dizisine antiparalel ve komplementer olarak sentezlenen RNA oligonükleotidi. Tek zincirli DNAya bağlanan kısa DNA veya RNA parçası.
Sodyum : Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0,971 olan, 97,5 °C'de eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir element (simgesi Na).
Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.
Anyon : Negatif elektrikle yüklü iyon, eksin.
Tuzla : Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer, memleha. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler. Tuzlak.
İçere : İçeri.
Diğer dillerde Sülfatlar anlamı nedir?
İngilizce'de Sülfatlar ne demek ? : sulphates


Bu kısımda Sülfatlar nedir? Sülfatlar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sülfatlar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sülfatlar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.