Sürey nedir, Sürey ne demek

Sürey; Matematik alanında kullanılan bir sözcüktür.

Matematik'te terim anlamı:

Tıkızımsı ve bağlantılı olan ilingesel uzay ya da altküme.

Sürey ile ilgili Cümleler

  • Bu kitabı ne kadar süreyle ödünç alabilirim?
  • Bizim tren deprem nedeniyle beş saat süreyle durdu.
  • Daha ne kadar uzun süreye ihtiyacınız var?
  • Bu uzun bir süreydi.
  • Ali ve Mary bir hafta süreyle partiyi erteleme kararı aldı.
  • Bu kitabı tercüme etmek için ne kadar süreye ihtiyacı var?

Sürey anlamı, kısaca tanımı

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi]

Sürey bölgelemesi : Bir ayrıksın kullanıma, belgeleme kurallarına göre bu kullanım son bulduktan sonra da, belli bir süre için kent yönetimlerince göz yumulması.

Sürey varsayımı : Doğal sayılar kümesinin sayal sayısı ile gerçek sayılar kümesinin sayal sayısı arasında başka hiçbir sayal sayı olmadığı varsayımı.

 

Süreyh getimeyh : Basmak, saldırmak.

Süreyhden çıhmah : Kadın saygısızca, utanmaksızın bağırıp çağırmak, kontroldan çıkmak : Anam anam bu zatan süreyhden çıkıt, haydi gidelim.

Süreyi sınırlama : Bir bulgunun belirli bir süreden önce yayımlanmasının önlenmesi.

Süreyazar : Belirli bir işin kısa süresini çizerek belirleyen araç, kronograf.

Süreyya : Ülker.

İlingesel uzay : Üzerinde bir ilingesel yapı bulunan küme.

Bağlantılı : Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.

Bağlantı : İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

Altküme : X kümesi için olduğunda olmasını gerektiren A kümesi. Bütün öğeleri belli bir kümenin öğeleri olan küme. K kümesinin, L gibi bir kümenin altküme'si olması, K nın her öğesinin L nin de öğesi olması demektir:. Bir kümeyi oluşturan bireylerin aralarındaki kısa çevrimli ilişkilerin yarattığı alt bağlaşmaların her biri.

İlinge : Geometride olduğu gibi, katı biçimlerin değil, esneyip sündürülen biçimlerin özelliklerini, değişmezlerini, kimyada da kesin bağ uzaklıklı, açık özdecik biçimleri yerine, yalnız hangi öğeciklerin hangilerine bağlı oldukları üzerinde duran temel matematiksel dal. Verilen bir X kümesi için X in altkümelerinden oluşan aşağıdaki koşullan gerçekleyen £ kümesi : a) £ nin her altkümesinin bileşimi £ nin içindedir, b) £ nin her sonlu altkümesinin kesişimi £ nin içindedir, Anlamdaş. ilingesel yapı. bk. ilingebilgisi.

 

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Tıkız : Tıknaz. Yoğunluğu çok, katı. Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış, sıkı.

Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Tıkı : Sağır, vurdumduymaz. Yağ çıkarılan araç, yayık. Küçük tencere. Parça, lokma, dilim(genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için). Küçük yayık. Yaşı büyük, bedeni az gelişmiş, akıllı çocuk. Az, bir parça.

Diğer dillerde Sürey anlamı nedir?

İngilizce'de Sürey ne demek ? : continuum