Sığazlamak nedir, Sığazlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

El içi ile bir şeyi düzler gibi yapmak, okşamak, sevmek.

Elle dokunmak, okşamak.

Ovalamak.

Teknik terim anlamı:

Sıvazlamak.

Sığazlamak kısaca anlamı, tanımı

Sığa : Kapasite

Sıvazlamak : Bir şeyin üstünde yavaş yavaş, hafifçe el gezdirmek. Okşamak.

Sıvazlama : Sıvazlamak işi.

Ovalamak : Ellerini bir şeye ya da birbirine sürtmek. Ezmek veya ufak parçalara ayırmak. Sertçe ovmak.

Dokunmak : Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Almak, kullanmak, el sürmek. Karıştırmak. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Hafifçe değmek. Sağlığını bozmak. Dokuma işi yapılmak. Tedirgin etmek, sataşmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek.

Okşamak : Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak. Hafifçe dokunmak. Benzemek, andırmak, hatırlatmak. Bir kimseyi hoşnut etmek. Hafifçe dövmek.

Ovalama : Ovalamak işi.

Dokunma : Dokunmak (I) işi, temas. Dokunmak (II) işi.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Düzler : Sinop kenti, Türkeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Sevmek : Sevgi ve bağlılık duymak. Çok hoşlanmak. Okşamak. Birine sevgiyle bağlanmak, gönül vermek. Yerini, şartlarını uygun bulmak.

Okşama : Okşamak işi.

Ovala : Yemli, yemsiz olta.

Sevme : Sevmek işi.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Gibi : -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

Oval : Yumurta biçiminde olan, yumurtamsı, söbe, beyzi. Özellikle elips gibi iki simetri ekseni olan kapalı eğrinin oluşturduğu şekil.

Sıva : Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç. Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası.

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Diğer dillerde Sığalık anlamı nedir?

İngilizce'de Sığalık ne demek ? : capacitance (electric)