Sığlamak nedir, Sığlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tahılları taş ve benzerleri maddelerden ayırmak için bol su içinde sallayarak yıkamak ve süzmek.

Budamak : Kardeşim kavak ağacını sığlamış.

Çamura batmak.

Sığlamak tanımı, anlamı

Sığlam : İnce, uzun filiz ya da fidan

Sığla : Günlük ağacı.

Budamak : Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

Yıkamak : Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek. Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek.

Ayırmak : Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

Çamura : Sazlık, bataklık.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Yıkama : Yıkamak işi. Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılmış olan temizleme. Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme.

 

Süzmek : Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek. Gözle inceleyerek dikkatle bakmak. Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak. Göz baygın ve anlamlı bakmak.

Kardeş : Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı. Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü. Yaşça küçük olan çocuk. Aralarında değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri.

Budama : Budamak işi.

Batmak : Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Ayırma : Ayırmak işi.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Karde : Pot, buruşukluk (dikişte).

Salla : Salya.

Ağacı : Ağabey, büyük erkek kardeş. Zakkum.

Diğer dillerde Sığırların yüksek rakım hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Sığırların yüksek rakım hastalığı ne demek ? : bovine altitude disease