Sahab nedir, Sahab ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İye, sahip.

Arapça kökenli sâhib: Koca, eş. “Sahabım öleli yirmi senedür..

Sahip.

Sahip, karşılığı sayıp, sayip.

Sahab ile ilgili Atasözü veya Deyim

sahabet etmek : korumak, kayırmak.

sahabetçi çıkmak : kayırmak, arka çıkmak.

Sahab kısaca anlamı, tanımı

Saha : Alan. Takım oyunlarında karşılaşmaların yapıldığı yer

Sahabı : Bir çeşit kırmızı üzüm.

Sahabi : Hz. Muhammed'i görmüş, birlikte bulunmuş kimse.

Toy sahabı : Düğün yapan kimse.

Sahabe : Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar, ashap. Sahipler, sahip çıkanlar.

Sahabet : Koruma, kayırma.

Sahabetçi : Koruyucu, kayırıcı kimse.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Sayıp : Peri, cin. Sahip - sayıbının: sahibinin, karşılığı sahab, sayip.

Sayip : Arapça kökenli sâib: Saip. Sahip - sayibine: sahibine, karşılığı sahab, sayıp.

Sened : Dayanç, belgit.

Yirmi : On dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 20 ve XX rakamlarının adı. İki kere on, on dokuzdan bir artık.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

 

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Koca : Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç. Büyük, ulu. Büyük, geniş. Kocaman, iri. Yüksek. Yaşlı, ihtiyar, pir.

Sayi : Arapça kökenli sahih: sahi: bk. ayrıca essah. Sayıyor. Sayar.

Köke : Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum. Silisli, kumlu taş. [Bakınız: köfeke]. Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası. Toprak tencere, güveç. Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Sağyazı anlamı nedir?

Osmanlıca Sağyazı : imlâ