Salıma tutulmak nedir, Salıma tutulmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Belirli bir süre bir yerde salgın olan hastalığa tutulmak.
Salıma tutulmak anlamı, tanımı
Salım : 1.Nezle. 2.Salgın hastalık. Bir köyün ekilmemiş nadasa bırakılmış bölgesi. Yan, bölge. Yaş (hayvanlar için): Teke kaç salımında. Tekelerin dişi keçilerle birleştirilme zamanı. Sonbaharda esen ve sebzeleri kurutan yel. Soğukalgınlığı. Salgın hastalık. Kez. Bir kez pişirmeye yetecek ölçüde (kahve ve benzerleri için). Yıl. Yan. Nezle, salım tutmak. Bir cismin çevresine ışılcIk ya da özdek tanecikleri durumunda erke salması, anlamdaş yayım
Salı : Pazartesi ile çarşamba arasındaki gün.
Tutu : Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek.
Tutulma : Tutulmak işi. Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı.
Tutulmak : Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak. Birine tutkun olmak, sevmek. Tutuk duruma gelmek. Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak. Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. Yakalanmak. Ünlü olmak, meşhur olmak. Kapatılmak, sarılmak.
Bir süre : Kısa bir müddet, bir müddet. Belirsiz bir müddet, bir müddet.
Hastalı : Hastalıklı.
Belirli : Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.
Salgın : Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan, müstevli. Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması, epidemi. Gereğinde herkesten para veya mal olarak toplanan geçici vergi. Belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması. Bir şeyin bir yere girip her yanı kaplaması, istila.
Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.
Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.
Salgı : Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.
Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.
Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].
Beli : Evet.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Diğer dillerde Salım izgesi anlamı nedir?
İngilizce'de Salım izgesi ne demek ? : emission spectrum

Bu kısımda Salıma tutulmak nedir? Salıma tutulmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Salıma tutulmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Salıma tutulmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.