Sanırtmak nedir, Sanırtmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şaşakalmak, şaşırmak.

1.Surat asmak, sessiz durmak.

[Bakınız: sangırtmak].

Somurtmak.

Boşuna ayakta durmak, dikilmek.

Sanırtmak anlamı, kısaca tanımı

Sanır : Su bölümü çizgisi, suçatı

Sanı : Sanma durumu veya sonucu, zan, zehap.

Sangırtmak : Şaşakalmak, şaşırmak.

Şaşakalmak : Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek.

Somurtmak : Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak, surat asmak.

Şaşakalma : Şaşakalmak işi.

Dikilmek : Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.

Şaşırmak : Ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, içinden çıkamamak. Herhangi bir durum karşısında şaşkınlık duymak, hayret etmek. Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek.

Somurtma : Somurtmak işi.

Dikilme : Dikilmek işi.

Şaşırma : Şaşırmak işi.

Ayakta : Ayağa kalkmış durumda. Telaşlı, heyecanlı bir biçimde.

Boşuna : Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.

 

Durmak : Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

Sessiz : Sesi olmayan, ses çıkarmayan. Ses ve gürültü çıkarmadan. Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse). Az konuşan, suskun. Ses, gürültü çıkarmadan yapılan. Ünsüz. Ses olmayan.

Şaşak : Burun deliği.

Asmak : Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.

Dikil : Horoz. Alık.

Sangı : Sersemleşmiş, şaşkınlaşmış olan, sözü kolayca anlamayan.

Durma : Durmak işi.

Diğer dillerde Sanılgı anlamı nedir?

İngilizce'de Sanılgı ne demek ? : hallucination