Scenes türkçesi Scenes nedir
Scenes ile ilgili cümleler
English: The comic scenes in the play were overdone.
Turkish: Oyundaki komik sahneler abartılıydı.
English: Recent comics have too many violent and sexual scenes.
Turkish: Yeni karikatürler çok fazla şiddet ve cinsel sahneye sahip.
English: Do you still remember the scenes of that war?
Turkish: O savaşın sahnelerini hâlâ hatırlıyor musun?
Scenes ingilizcede ne demek, Scenes nerede nasıl kullanılır?
Do you have any pictures with scenes of this area : .
Behind the scenes : Perde arkasında işin iç yüzü. Dekor arkası. Gizli kapaklı tarafı. Perde arkasında. İşin iç yüzü. Dekorun gerisindeki kulis. Perde arkasından. Sahne arkasında. Gizlice. Kamera arkası.
Violent scenes : Bir filmde şiddet içeren bölümler. Şiddet içerikli görüntüler. Şiddet içerikli sahneler.
Sceneshifter : Dekorları değiştiren kimse. Dekor değiştirici.
Scenester : Sosyal bir olayın bir parçasını oluşturan kimse. Müzikal bir sahneye uyum sağlamaya çalışan kimse.
Scene designer : Bir oyunun dekorunu önce kağıt üzerinde tasarlayan, sonra renklendirip çizen, maketini yapan ve sahne üzerinde gerçekleştirilmesini denetleyen, dekorun hazırlanmasını yöneten sanatçı. Dekor tasarımcısı.
Scene dock : Dekor ambarı.
Scene of accident : Olay yeri. Kaza yeri.
Scene rehearsal : Dekorlu çalışma. Oyuncuların, yönetmenin denetiminde, tamamlanmış dekorla ilk sahne çalışmaları.
Damascenes : Damasko ile ilgili. Hareli çizgilerle süslemek. Şam. Şam ile ilgili. Şam çeliği ile dalgalı çizgiler yaratmak.
İngilizce Scenes Türkçe anlamı, Scenes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Scenes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Venues : İnsanların buluşmayı veya bir şey kurmayı kararlaştırdıkları herhangi bir yer. Buluşma yeri. Yarış alanı. Mahkeme yeri. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Alan. Toplantı yeri. Mekan. Olayın gerçekleştiği yer.
Business district : Ticari bölge. Bir şehirde çeşitli işyerlerinin toplandığı bölge. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir işletmenin çalışma bölgesi. Bir şehir veya kasabada işletmelerin yoğun olarak bulundukları bölge. İş merkezi. İş sahası. İş bölgesi.
Casus : Rastlantı. Tesadüf. Birleşik (gramer). Hadise. Latince casus belli ifadesinin bir parçası (savaş sebebi sayma, savaşa doğru gidiş). Kaza.
Field of activity : İştigal konusu.
Sceneries : Doğal manzara. Sahne dekorları. Bir arazi veya toprak parçası vb'nin genel görünümü. Görünüm.
Contingents : Grup. Rastlantı. Umulmadık. Beklenmedik olay. Belkili. Zorunsuz. Olumsal. Olasılıklı. Birlik.
Experience : Keder sıkıntı vb'ni çekmek. Serüven. Uğramak. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Maruz kalmak. Tecrübe etmek. Çekmek. Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci. Yaşantı. Karşılaşmak.
Sphere of activity : Yapılacak bir şeyin sınırları.
Landscape : Manzara resmi. Belirli bir bölgenin sunduğu doğal görüntü. Herhangi bir yörede, fiziksel, dirimsel ve özellikle insana değgin öğelerin ortaklaşa oluşturdukları ve göz önüne serdikleri doğal çevre. Çevreyi güzelleştirmek. Bilgisayar, coğrafya alanlarında kullanılır. Görünüm. Bahçe düzenlemek. Peyzaj. Havali manzarası.
Case : Vaka. Filmlerin taşınmasında kullanılan, yangına karşı korumalı, genellikle madenden ya da üzeri maden levhayla örtülü kap. Örnekolay. Dava. Sokmak. Valiz. Delil. Sandık. Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay.
Scenes synonyms : direction, circumstance, raree show, scene of crime, scope, appearance, enactments, adornments, outlook, mise en scene, dreadfuls, arena, adornment, sub rosa, lookout, cases, prospect, fucked up, degradation, french scene, under the table, contingent, bandstands, deplorableness, bellevue, locales, business, prospects, lookouts, depth of degradation, awful, scenery, awfulness.
Scenes zıt anlamlı kelimeler, Scenes kelime anlamı
Overt : Açıkça görülen. Ortada olan. Çok belli. Gizli olmayan. Aleni. Açıktan açığa olan. Ortada. Açık olarak yapılan. Meydanda. Açık.

Bu kısımda Scenes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Scenes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Scenes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Scenes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.