Singilemek nedir, Singilemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Boş yer hafif ve sin sin ses çıkarmak. 2.Köpek inlemek.

Singilemek anlamı, kısaca tanımı

Singil : Kurnaz, sessizce iş yapan, sinsi. 1.Uyuşuk, tembel kişi. [Bakınız: sigecen]. Sessizce yaklaşıp ısıran köpek. Ağaç yarmakta kullanılan araç, bir çeşit kama : Singil ile kütük kolay yarılır. Meyve sapı : Kirezin singili pişirilip suyu içilirse idrarı söktürür. Siğil, deride sert kabarcıklar. İçinden pazarlıklı, sinsi. Ağır kanlı. Siğil. Eski türkçe sigil:siyil

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Sin sin : Gece ateş çevresinde oynanan bir çeşit oyun. Yavaş yavaş, ince ince (yağmur yağmak, su, gözyaşı ve benzerleri akmak için). Sine sine, saklana saklana.

 

İnlemek : Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak, inildemek. Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

İnleme : İnlemek işi.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Hafi : Gizli, saklı.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Duygu ve düşünce. Aralarında uyum bulunan titreşimler.

Sin : Ölü gömülen yer, gömüt, mezar, kabir, metfen, makber. Yaş (I).

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Singer prebisch savı anlamı nedir?

İngilizce'de Singer prebisch savı ne demek ? : singer-prebisch thesis