Sittings türkçesi Sittings nedir

Sittings ingilizcede ne demek, Sittings nerede nasıl kullanılır?

Sitting duck : Kolay av. Kolayca aldatılabilen kişi. Saftaloz. Kolay hedef.

Sitting member : Belirli bir saylav bölgesinin milletvekili. Belirli bir seçim bölgesinin milletvekili.

Sitting of the court : Mahkeme oturumu. Oturum. Duruşma oturumu.

Sitting pretty : Cebi dolu.

Sitting room : Oturma odası. Salon. Oturacak yer.

Baby sitting : Bebek bakıcılığı. Çocuk bakıcılığı. Anne baba geçici süreliğine evde yokken ücretli olarak çocuklarına bakma.

Flagpole sitting : İnsanların bayrak direklerinin üzerine yerleştirilmiş platformlarda durdukları eğlence şekli (geçmişte popüler - amaç bayrak direği üzerinde mümkün olduğunca uzun kalabilmek).

Without sitting down : Ayaküstü.

Bed sitting room : Bekar odası. Yemek pişirme alanı da olan eşyalı tek odalı daire. Kiralık oda. Stüdyo daire.

Cross legged sitting : Vücudun, dik gövde ve çaprazlanmış bacaklarla, kabalar ve uyluklarda ellerle ayak uçlarını kavrayarak yere dayalı bulunduğu durum. Bir bacağın diğer bacak üstüne atılmış olan pozisyon. Bağdaş.

İngilizce Sittings Türkçe anlamı, Sittings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sittings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Environment : Çevre. Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu. Ayırıcı toplumsal özellikleri bulunan ve bireyleri kuşatarak biçimlenmelerinde köklü bir üstlencesi bulunan ekinsel ya da yersel alan. Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü, ambiyens. herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan, kenarda olan. Civar. Etraf. Kişiyi etkileyen, özdeksel ve tinsel gelişmesini, biçimlenmesini ve yaşamını belirleyen, dirimbilimsel, iklimle ilgili ve toplumsal etkenlerin tümü. Vasat. Bir tortulanma yerinde, etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu. Bilgisayar, biyoloji, eğitim, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.

Fora : Forum. Forumun çoğulu. Pazar yeri (eski roma). Toplantı. Mahkeme.

Surround : Çevrelemek. Çevirmek. Etrafını kuşatmak. Kaplamak. Etrafını çevirmek. Etrafını sarmak. Kuşatmak. Kenar. Çepeçevre sarmak. Sarmak.

Conclave : Kardinaller toplantısı. Papayı seçmek için kardinallerin toplanması. Meclis. Kardinaller meclisi. Özel toplantı.

Abidance : Uygunluk. Teslimiyet. İtaat. İkametgah. Verilen emirleri dinleme. Yaşam. Boyun eğme. Uysallık.

Inhabitance : Yaşanılan yer. Oturulan yer. İkamet etme. Konut. Mekan. Yaşama.

Fits : Uyma. Uygun olma. Hastalık nöbeti. Kriz. Kapris. Heves.

Aboded : Oturulan yer. Konut. İkamet. Bir yerde ikamet etmek. İkametgah. İkamet etme (bir yerde). Sükna. İkamet yeri.

Drawdown : Su seviyesinin inmesi. Su düzeyinin inmesi. Düşüm. Tasman. Alçalma.

Sittings synonyms : kathiasis, conclaves, environs, seance, residence, meetings, scene, surroundings, proper, seances, meeting, living, livings, habitations, residing, hatching period, forums, commorancy, inhabitation, habitation, hearings, incubation period, scenario, abode, residences, abodes, forum, sesh, hearing, court, sitting, dwelling, aboding.

 

Sittings zıt anlamlı kelimeler, Sittings kelime anlamı

Improper : Uygunsuz. Yolsuz. Münasebetsiz. Çirkin. Yersiz. Açık saçık. Biçimsiz. Hatalı. Yakışıksız. Terbiyesiz.

Standing : Duruş. Şöhret. Yer. Saygınlık. Süreklilik. Sürekli. Durum. Durgun. Dik duran. Durma.