Soluklu nedir, Soluklu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yavaş yavaş, dinlene dinlene.

Teknik terim anlamı:

Soluğu geniş, geniş nefesli, yorulmadan uzun zaman koşabilen.

Soluklu ile ilgili Cümleler

  • Bu uzun soluklu bir sorundur.
  • Bütün bu gereksiz tekrarla zamanını boşa harcıyorsun bu yüzden bize uzun soluklu bir açıklama yap.

Soluklu kısaca anlamı, tanımı

Soluk : Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne). Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Tarz. Ciğerlere hava alıp verme

İki soluklu : Kuyruklu iki yaşamlılar (Urodela) takımının, iki soluklugiller (Amphiumidae) familyasından, 90 cm kadar uzunlukta, mavi kara renkli, Kuzey Amerika'da yaşayan bir amfibyum türü. (Amphiuma means) Kuyruklular (Urodela) takımının iki-soluklugiller (Amphiumidae) familyasından bir amfibyum türü. Uzunluğu 90 cm. Mavi-kara renklidir. Kuzey Amerikanın güneydoğusunda yaşar.

İki soluklugiller : İki yaşamlılar (Amphibia) sınıfının, kuyruklu iki yaşamlılar (Urodela) takımından, suda yaşayan ve yılan balığına benzeyen türleri olan bir familya. (Amphiumidae), iyi bilinen türüdür.

Soluklu abanık : Ötümlü olsun, ötümsüz olsun patladıktan sonra bir zaman soluklu bir sesle devam edebilen abanık: Yuncada aşağı yukarı / değerinde olan ph (TARAZLI, Dense), Sanskitçede M (ORTA TARAZLI, Moyenne) gibi. bk.

 

Soluklu h : Fransızcada bazı kelimelerin başında bulunup hiç bir ses değeri olmadığı halde bağlama ve silinme olayına engel olan h harfi.

Soluklu ötümsüz : Seslerden ayırmak için bunlara ASIL ÖTÜMSÜZ (Sourde proprement dite) de denir. (ÖTÜMSÜZLÜK, Sourdité; ÖTÜMSÜZLEŞME, Assourdissement ou Dévocalisation ; ÖTÜMSÜZLEŞMİŞ, Asoourdi ou Devoisé). Bazı dillerde bulunan ve soluklu bir ses veren ph/thj kh gibi ötümsüz abanıklara denir.

Soluklu ünsüz : Boğumlanması sırasında kendisi ile birlikte bir h soluk sesi duyuran ünsüz. Korece ph gibi. Almanca pass [p(h)ass]«geçit», İng. pin [p(h)in]«toplu iğne» kelimelerindeki p tonsuz ünsüzleri de nefesli ünsüz durumundadır. Genellikle bazı tonsuz patlayıcı ünsüzlerin boğumlanmasında göze çarpan bu solukluluk Türkçede paşa, piliç, toz, tuz ve benzerleri kelimelerdeki p, t ünsüzlerinde de görülür.

Solukluk : Soluk olma durumu. Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu, şnorkel.

Geniş geniş : İnek çağırma ünlemi.

Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Azar azar. Gitgide.

Yorulma : Yorulmak işi.

Nefesli : Soluk alıp vermeden uzunca bir zaman durabilen. Nefesi güçlü olan. Üflemeli.

Nefes : Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

 

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Yumuşak huylu, yumuşak başlı. Alçak, hafif. Hızlı olmayarak.

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Yava : Peltek, kekeme. Geveze. Sürüden ayrılan hayvan. Yitik. Dışardan gelip bir yere yerleşen. İşsiz. Kaplumbağa. Yahu. [Bakınız: yaba]. Zayi, yitik, kaybolmuş. Başıboş gezen, sahipsiz. Muğla kenti, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Koşa : Çift, eş, ikiz. Hep birlikte. Sulanacak tarlanın, suyun dağılmasına elverişli yüksek yerinde yapılan depo. Eğik yerlerde yüksek kısma su çıkarmak için tarla ortasına çekilen set. Binaların üstüne konan, kalın, yuvarlak sırık, mertek, düver. Sınırdaş, yan yana. Av tüfeği, çifte. Mutlu ol anlamında bir deyim : Koşa yaşa!. Her bakımdan birbiriyle ilgili iki dizeden kurulmuş divan koşuk birimi: / Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Kanuni (Muhibbi) / Ayinesi işdir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde bk. koşuk.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Diğer dillerde Solukburguca anlamı nedir?

Fransızca'da Solukburguca nedir ? : leptospirose