Solve türkçesi Solve nedir

Solve ile ilgili cümleler

English: Ali can solve a Rubik's Cube in less than 30 seconds.
Turkish: Ali 30 saniyeden daha az süre içinde Rubik küpünü çözebilir.

English: Ali couldn't figure out how to solve the puzzle.
Turkish: Ali bilmeceyi nasıl çözeceğini bulamadı.

English: Ali can likely solve that problem.
Turkish: Ali muhtemelen o sorunu çözebilir.

English: Alcohol doesn't solve any problems.
Turkish: Alkol hiçbir sorunu halletmez.

English: Ali couldn't solve the problem, could he?
Turkish: Ali problemi çözemedi, değil mi?

Solve ingilizcede ne demek, Solve nerede nasıl kullanılır?

Solved : Çözülmüş. Hallolmuş. Çözülmüş (problem vb).

Solvencies : Borcu ödeme gücüne sahip olma. Kurumun uzun dönem hayatta kalma yetisi. Ödeyebilme. Borç ödeme gücü. Borçlarını ödeyebilme gücü. Borç ödeme yeteneği. Ödeyebilirlilik. Ödeme yeteneği. Ödeme gücü.

Solvency : Borç ödeme gücü. Ödeyebilirlilik. Kurumun uzun dönem hayatta kalma yetisi. Borcu ödeme gücüne sahip olma. Bir kişi veya işletmenin vadesi dolduğunda borçlarını ödeyebilme yeteneği. işletmenin feshi durumunda mevcut varlıklarıyla yükümlülüklerini karşılayabilme gücü. Borçlarını ödeyebilme gücü. Ödeyebilme. Ödeme gücü. Borç ödeme yeteneği.

 

Solvency magrin : İşletmenin varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki fark. Ödeyebilirlik aralığı.

Solvency ratio : (muhasebe) ödeme gücü oranı. Ödeme gücü oranı. Ödeyebilirlik oranı. Bir şirketin aldığı kredilerin şirketin sermayesine oranı (finansal istikrar değerlendirmesinde kullanılır). İşletmenin yükümlülüklerinin varlıklarının içindeki payı.

Solvently : Çözünmeye neden olabilme becerisiyle. Tüm borçlarını ödeyebilen bir şekilde.

Solvents : Çözgen. Çözücüler. Solvent. Eritken. Çözümleyici.

Solvent cleaning : Çözücüyle temizleme.

Solvent extraction : Çözücü eldesi. Çözücüyle özütleme. Bir karışımın bileşenlerinden birinin seçimli olarak bir çözücüde çözülerek ayrılması. Çözücü özütlemesi. Çözenli özütleme. Çözücü ekstraksiyonu. Çözücü çıkartma.

Solver : Çözücü. Çözücü kimse. Bir soruna çözüm bulan kimse. Çözümcü. Çözen kimse.

İngilizce Solve Türkçe anlamı, Solve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Solve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Analyzed : İncelemek. Analiz edilmiş. Çözümlendi. Çözümlenen. Araştırmak. Tahlil etmek. Analiz etmek.

Bring to light : Gün ışığına çıkarmak. Meydana çıkarmak. Gün yüzüne çıkarmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Ortaya çıkarmak.

Pull through : İyileştirmek. Hastalığı atlatmak. İyileşmek. Yakayı sıyırmak. -den çekmek veya geçirmek. Paçayı kurtarmak. Atlatmak. Kurtarmak. Kurtulmak.

 

Analysing : Çözümleyici. İnceleniyor. İnceleme. Çözümleyiş. Analiz etmek. İncelemek. Tahlil etmek. Çözümleniyor. Araştırmak.

Breaks : Uymamak. İhlal etmek. Dalmak. Ağarmak. İflas etmek. Bozdurmak. Bozmak. Çiğnemek. Patlamak. Söylemek.

Find a solution : Çözüme ulaşmak. Çaresine bakmak.

Assayed : Analiz etmek. Ayarlamak. Ayarını belirlemek. Tahlil etmek. Kalkışmak. Denemek. Ayar etmek. Yoklamak. Değerli maden içermek.

Clinches : Kökünden halletmek. Sıkıştırılmış cıvata. Sağlama bağlamak. Sıkı tutmak. Sıkıştırmak. Yakın dövüş. Sarılmak. Yapışmak. Sıkı tutma.

Cast light upon : Işık tutmak.

Strike : İzlenim bırakmak. Vurma. İşverenle işçiler arasında baş gösteren anlaşmazlıklar nedeniyle işçilerin toplu olarak işi bırakmaları. Vurgun. Çarpma. Ayırmak. İş bırakımı. Beklenmedik başarı. İşçilerin, çeşitli hakları elde etmek amacıyla bir işyerinde ya da bir işkolundaki etkinlikleri sendikaca alınmış karara uyarak yaptıkları iş bırakma eylemi. Darbe.

Solve synonyms : puzzle out, cadillace, clear up, cipher out, brightening, doped, deciphered, deciphers, reckon, decodes, compounding, break, compute, cypher, adjudicate, factorise, compounded, answer, brightened, clinch, reason, dope out, arranges, cast light, deciphering, assoil, complete, analysed, find a way out, adjusts, adjust, dope, construed.

Solve ingilizce tanımı, definition of Solve

Solve kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To solve difficulties. To work out to a result or conclusion. A solution. To unfold. To solve a problem. To clear up (what is obscure or difficult to be understood). As, to solve a doubt. An explanation. To explain. To resolve.