Spearhead türkçesi Spearhead nedir

  • Başı çekmek.
  • Harekete lider olmak.
  • Öncülük etmek.
  • Önayak olmak.
  • Mızrakbaşı.
  • Mızrak ucu.
  • Önayak olan kişi.
  • Öncü.
  • Mızrak başı.

Spearhead ingilizcede ne demek, Spearhead nerede nasıl kullanılır?

Spearhead shaped : Mızrak başına benzer.

Spearheaded : Mızrak başı. Mızrakbaşı. Harekete lider olmak. Mızrak ucu. Öncü. Önayak olmak. Öncülük etmek. Başı çekmek.

Spearheading : Öncülük eden. Öncülük etme. Öncülük etmek. Önayak olma. Başı çekmek. Başı çekme. Önayak olmak. Başı çeken.

Spearheads : Mızrakbaşı. Mızrak başı. Harekete lider olmak. Önayak olmak. Öncü. Başı çekmek. Öncülük etmek. Mızrak ucu.

Spear carrier : Bir opera korosu üyesi için kullanılan takma isim. Kın (bıçak vb).

Spear side : Erkek tarafı.

Eel spear : Zıpkın. Yılanbalıklarına saplamak için kullanılan çatallı bir zıpkın türü.

Spear gun : Zıpkın tüfeği. Sualtında balık avlanmaya yarayan ucu çengelli mızrak. Zıpkın.

Spearers : Delen. Şişleyen. Bıçaklayan. Mızrak saplayan. Mızraklayan. Şiş saplayan.

Fish spear : Balık mızrağı. Zıpkın.

İngilizce Spearhead Türkçe anlamı, Spearhead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spearhead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Blaze a trail : Baş çekmek. (yol olmayan bir yerde) yol yapmak. Yol yapmak (yol olmayan bir yerde). Ağaçların gövdelerinde çentikler açarak yeni bir yolun geçiş yerini işaretlemek. Bir ilke imza atmak. İz sürmek. Yol açmak. Çığır açmak.

Head : Başında olmak. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Başlık. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Baş. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Örtübaşı. Kafa. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Basınç yüksekliği.

Take the lead : Liderlik etmek. Başa geçmek. Rehber olmak. Önderlik etmek. Yönetimi ele almak. Öncülüğünü yapmak. Liderliği veya önderliği almak. Liderlik yapmak.

Instigate : (isyanın başlamasına vb) önayak olmak. Ayağa kaldırmak. Kundaklamak. Teşvik etmek. Ayartmak. Fit sokmak. Fitlemek. Kışkırtmak. Körüklemek.

Pacesetters : Alanında lider. Kendinden sonra gelenler için standartlar koyan kişi. Lider. Kendinden sonra gelenler için standartlar getiren ürün. Alanında öncü. Kalp atışlarını düzenleyen aygıt.

Begin : Çığır açmak. Başlamak. Koyulmak. Başlatmak. Atılmak. Meydana gelmek. Adım atmak. Start almak. Start vermek. Doğmak.

Guides : Kılavuzlar. İdare etmek. Yönlendirmek. Yol göstermek. Rehberlik etmek. Kılavuzlara. Önderlik etmek. Götürmek. Sevketmek.

Initiates : Ön ayak olmak. Sunmak. Başlamak. Üyeliğe kabul etmek. Göstermek. Öğretmek. Yetiştirilmiş kimse. Alıştırmak. Başlatmak.

 

Lead : Balık vücudu ve torpil benzeri biçimlendirilebilen kurşun, çinko, demir malzemeden yapılmış delikli batırıcı. oltanın ucuna bağlanan, olta ipinin gergin durmasına ve gerektiğinde derinliğin ölçülmesine de yarayan ağırlık. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Kurşundan yapılmış. İletme teli. Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. Yıldız oyuncu. Yol göstermek. Önderlik etmek. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel.

Begins : Başlatmak. Koyulmak. Girişmek. Başlamak. Meydana gelmek. Doğmak.

Spearhead synonyms : pioneered, pioneering, pioneers, military group, pioneer, initiating, began, advanced guard, lead the way, spearheading, leader, bannerbearer, force, begin singing, spearheads, fashions, apostle, military unit, blaze the trail, pacesetter, promote, prime the pump, begun, initiate, avant garde, advanced, guide, initiators, initiator, spearheaded, fashion, military force, advance guard.

Spearhead zıt anlamlı kelimeler, Spearhead kelime anlamı

Follower : Mürit. Havari. Peyk. Ahşap başlık. Baskıcı. Hizmetli. Hayran. Yandaş. Takipçi. Taraftar.

Compound : Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek. Bileşik. Birkaç elementden yapılmış madde. Birleşik.

Spearhead ingilizce tanımı, definition of Spearhead

Spearhead kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The pointed head, or end, of a spear.