Splaying türkçesi Splaying nedir
- Duvar pahı.
- Dışa doğru genişletmek.
- Genişlemek.
- Yerinden çıkarmak (omuz).
- Yayılmak.
- Şevli yapmak.
Splaying ile ilgili cümleler
English: The group box "Image Layout" shows different options for displaying the image in the picture box. There are four layouts to choose from. With Center, your image will be centered in the picture box. With Auto size, your image will be auto sized. With Stretch, your image will be resized to the size of the picture box and with Autozoom, your image will be zoomed to the picture box.
Turkish: "Resim Düzeni" çerçevesi resim kutusundaki resmi göstermek için farklı seçenekler sunar. Buradan seçebileceğiniz dört düzen vardır. Ortala ile resminiz resim kutusuna ortalanacaktır. Otomatik boyutlandır ile resminiz otomatik boyutlandırılacaktır. Uzat ile, resminiz resim kutusunun boyutuna göre büyütülecektir ve Otomatik zum ile ise resminiz resim kutusuna yakınlaştırılacaktır.
Splaying ingilizcede ne demek, Splaying nerede nasıl kullanılır?
Commands for displaying file manager help : Dosya yöneticisi yardım'ını görüntüleme komutları.
Displaying : Gösterme. Gösteren. Sergileyen. Sergi. Tanıtım. Web aboneliklerinden. Görüntüleniyor. Görüntülenen. Görüntü.
Misplaying : Yanlış oyun.
Splay : Meyil vermek. Yayılmak. Şev vermek. Genişlemek. Meyil. Yayvan. Kaba. Şataf. Yaymak. Pah.
Splayed : Taraklı. Yayvan.
Splayfoot : Düztaban. Taraklı ayak.
Be on display : Sergide olmak. Sergilenmek.
B display : B ekranı.
Splayfeet : Taraklı ayak. Düztaban.
Splays : Dışa doğru genişletmek. Yayılmak. Yerinden çıkarmak (omuz). Şevli yapmak. Genişlemek.
İngilizce Splaying Türkçe anlamı, Splaying eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Splaying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bulk : Hacim. Genellikle evrelerin sınır yüzeylerinden uzakta olan bölgelerini nitelemek için kullanılan, görece geniş oyluma dağılmış özdek kümesi. Sindirim sistemini mekaniksel olarak dolduran, hayvana tokluk hissi veren, kuru maddesinde % 18den fazla ham selüloz içeren saman, kavus ve kabuklarla koçanlar. Yığın. Geniş vücut. Şişmek. Esas kısmı. Oylum. Yük. Şişirmek.
Be out at grass : Emekli olmak. Otlamak.
Bourgeons : Filizlenmek. Filiz vermek. Tomurcuk açmak.
Escarps : Iskarpa. Şev. Setin önündeki şey.
Circulate : Tamim etmek. Dolaşmak. Dolaştırmak. Tedavül etmek. Devretmek. Dolaşmak (kan veya hava). Devirdaim olmak. Akımını sağlamak (havanın veya sıvının). Deveran etmek. Devridaim yapmak (motordaki sıvı).
Branch out : İşi genişletmek. Gelişmek. Dal budak salmak. Dallanmak. Dallanıp budaklanmak. Branşlaşmak.
Become wide : Bollaştırmak.
Transposition : Transpoziyon. Transpozisyon. Yerdeğiştirme. Kanuna. Bir organın olmaması gereken bir yerde bulunması. bir doku parçasını kesip başka bir yere yapıştırma ameliyatı. bir genin veya genlerin hücrede bir kromozomdan diğerine veya aynı kromozom içerisinde yer değiştirmesi. Denklemin diğer tarafına geçirme. Aktarma. Yer değişikliği. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir dizeyin diksıralarını yansıra, yansıralarını diksıra yapma işlemi.
Splaying synonyms : musical performance, crop dusting, piping, splays, broaden out, dilating, bulks, broadens, ease up, arborizes, splay, circulated, become suffused, bourgeoned, diffuse, diffusion, dilate, arborise, dilates, dilated, arborizing, dispersal, dispersion, circulates, dissemination, broaden, diffuses, be rife, beam, escarp, arborized, enlarge, broadened.
Splaying zıt anlamlı kelimeler, Splaying kelime anlamı
Distribution : Bir ölçme sonucunda elde edilen değerlerin ya da test puanlarının bir ortalama noktası çevresinde serpilmesi durumu, bk. sıklık dağılımı. Dağılış. Bir özdek ya da nesneyi çeşitli evrelere, konumlara durumlara üleştirme. Coğrafyanın, doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri. Yaygın olma. Serpme. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. Dağıtma. Bölüştürme. Rol dağıtımı.
Concentration : Belli bir oylumdaki ya da belli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı. Çözünen madde miktarının çözen madde miktarına oranı. Teksif. Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu. Yoğunlaştırma. Yoğunluğun ya da bolluğun artması. Dikkati bir noktada toplama. Derişim. İnsanların ve uygulayım ürünlerinin, insanın ve doğanın temel gereksinmelerin karşılanmasına elverişli koşulları yaratmış olduğu yerlerde toplanması süreci. Yığışım.
Inactivity : Avarelik. Üşengeçlik. Tesirsizlik. Etkisizlik. Tembellik. Hareketsizlik. Durgunluk.

Bu kısımda Splaying kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Splaying ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Splaying anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Splaying ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.