Splay türkçesi Splay nedir

  • Dışa doğru genişletmek.
  • Kaba.
  • Taraklı.
  • Şevli yapmak.
  • Pah.
  • Yaymak.
  • Genişlemek.
  • Eğim.
  • Şataf.
  • Yayvanlık.
  • Dışa doğru genişleyen.
  • Şev vermek.
  • Yayılmak.
  • Tuhaf.
  • Şevli.
  • Yayvan.
  • Meyil vermek.
  • Meyil.
  • Geniş.
  • Şev.

Splay ile ilgili cümleler

English: His latest works are on temporary display.
Turkish: Onun en son çalışmaları geçici sergide.

English: Ali displayed the contents of his wallet.
Turkish: Ali cüzdanının içindekileri gösterdi.

English: He never made a display of his learning.
Turkish: O asla öğrendikleri ile ilgili bir gösteri yapmadı.

English: Answers display different degrees of understanding.
Turkish: Cevaplar, anlama yetisinin farklı derecelerini gösterir.

English: Famous china is on display.
Turkish: Ünlü çini sergilenmektedir.

Splay ingilizcede ne demek, Splay nerede nasıl kullanılır?

Splayed : Yayvan. Taraklı.

Splayfeet : Taraklı ayak. Düztaban.

Splayfoot : Düztaban. Taraklı ayak.

Splayfooted : Düztaban.

Splaying : Dışa doğru genişletmek. Yerinden çıkarmak (omuz). Yayılmak. Genişlemek. Duvar pahı. Şevli yapmak.

Be on display : Sergide olmak. Sergilenmek.

B nar display : B nar göstergesi.

Black and white display : Renksiz ekran. Siyah-beyaz ekran.

B display : B ekranı.

Bit mapped display : Tüm noktaları adreslenir görüntü birimi.

 

İngilizce Splay Türkçe anlamı, Splay eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Splay ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bezel : Kaş. Façeta. Yüzük kaşı. Kenar. Lamba çerçevesi. Sivri uç. Değerli bir taş veya saat camını tutan kertik. Sunucu kapağı. Bıçağın eğimli ağzı.

Beveled : Eğik hale getirilmiş. Pahlanmış. Konik. Pahlı. Bir tarafı şekil verilerek kesilmiş. Eğri. Eğimli.

Glacis : Eğinti. Eğimli yüzey. Yokuş. Az meyilli satıh. Bayır.

Curious : Mütecessis. Nadir. Herkesin işine karışan. Garip. Acayip. Ender. İlgili. Görülmemiş. Meraklı.

Dip : Una bulamak. Sahne prizi. Tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır. Daldırmak. Eğik bir katmanın yatay bir düzlemle yaptığı açının ölçüsü. Çökmek. Elini cebine atmak. Alçalmak. Düşürmek.

Apply : İlgisi olmak. Uygun olmak. Yapıştırmak (bant). Uygulamaya koymak. Uygulamak. Başvurmak. Etkili olmak. Gitmek (birine). Aletleri kullanmak.

Broad : Kadın. Liberal. Açık. Genişliğinde. Genel. Sınırsız. Enli. Belli. Serbest.

Dilates : Açılmak. Kabarmak. Büyümek. Genleşmek. Açıklamak. İrileşmek. Büyütmek. Şişirmek. Açmak.

Affection : Sevgi. Eğilim. Duygulanım. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Alaka. Duygusal yakınlık. Yakınlık. Şefkat.

Badass : Güçlü etkisi olan. Agresif tip. Sert çocuk. Belalı kimse. Çok çarpıcı. Belalı. Baş belası. Başbelası. Kabadayı.

Splay synonyms : beveller, broads, declination, turn, beastly, barbarian, slope, bevellers, abrupt, diffuses, broadcasts, splayfoot, elevation, asper, devexity, ample, crotchety, bevel, slopes, scarping, talus, bearish, bespreading, bizar, barbarous, cosmic, spread out, fondness, droll, circulated, dilating, grade, gradient.

 

Splay zıt anlamlı kelimeler, Splay kelime anlamı

Fold : Kıvrılmak. Çökmek. Çırpmak. Coğrafya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Sarmak. Kavuşturmak. Kapanmak. Kıvrılmaya uğramış bir bölgede, dalgalı bir görünüş yaratan inişli çıkışlı kabartıların her biri. bk. kemer, tekne. Bükülmek. Kat.

Splay antonyms : pigeon toed.

Splay ingilizce tanımı, definition of Splay

Splay kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To spread. As, splay shoulders. Spread out. Displayed. Ungainly. Turned outward. A slope or bevel, especially of the sides of a door or window, by which the opening is made larged at one face of the wall than at the other, or larger at each of the faces than it is between them. To display. Hence, flat.