Squint türkçesi Squint nedir
- Kısmak (gözlerini).
- Bakış.
- Şaşı.
- Gözlerini kısmak.
- Kısık gözlerle bakmak.
- Şaşılık.
- Meyilli olmak.
- Şaşı bakmak.
- Yan bakış.
- Yan bakmak.
- Skuint.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Gözlerini kısarak bakmak.
- Şaşı olmak.
- Şaşı yapmak.
- Eğilim.
- Eğilimi olmak.
Squint ile ilgili cümleler
English: He squinted.
Turkish: O gözlerini kısarak baktı.
English: Ali squinted.
Turkish: Ali gözlerini kısarak baktı.
English: I have a bad squint.
Turkish: Benim kötü bir şaşılığım var.
Squint ingilizcede ne demek, Squint nerede nasıl kullanılır?
Squint at : Şaşı bakmak. Gözlerini kısarak bakmak. Yan bakmak. Göz ucuyla bakmak.
Squint eyed : Yan bakan. Şaşı gözlü. Şaşı. Kötü kötü bakan. Tepegöz.
Squinted : Şaşı bakmak. Kısmak (gözlerini). Şaşı. Meyilli olmak. Gözlerini kısarak bakmak. Eğilim. Şaşı yapmak. Yan bakmak. Kısık gözlerle bakmak. Eğilimi olmak.
Squinter : Yana doğru bakan kimse. Gözleri kısık bir şekilde bakan kimse. Şaşı kimse. Gözleri şaşı olan kimse (gözbilim). Gözleri yarı açık şekilde bakan. Yan yan bakan.
Squinters : Gözleri kısık bir şekilde bakan kimse. Yana doğru bakan kimse. Gözleri yarı açık şekilde bakan. Gözleri şaşı olan kimse (gözbilim). Yan yan bakan. Şaşı kimse.
Squints : Şaşı yapmak. Şaşı bakmak. Şaşı. Gözlerini kısarak bakmak. Şaşı olmak. Yan bakmak. Kısmak (gözlerini). Eğilim. Meyilli olmak. Kısık gözlerle bakmak.
Pasquinade : Taşlama. Yergi. Hiciv.
Asquint : Yan yan (bakış). Şaşı gibi. Şehla. Göz ucuyla (bakış). Yan.
Squinches : Tromp. Gözleri kısmak. Bindirmelik tonozcuğu. Tonoz bingi. Payanda kemeri. Göz kaslarını germek. Çömelmek. Kısmak. Tırsmak. Tonoz.
Squinched : Çekinmek. Kısmak. Geri çekilmek. Kırkmak. Göz kaslarını germek. Tırsmak. Çömelmek. Kaçınmak. Gözleri kısmak.
İngilizce Squint Türkçe anlamı, Squint eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Squint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Indirect : Vasıtalı. İmalı. Endirekt. Aldatıcı. Kinayeli. Doğru olmayan. Dolaylı. Dolaşık. Aktarmalı.
Bias : Bir eksicik borusunda kafesin, alt-üşeğe göre ortalama gerilimi. Bir gözlem yordamının, işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu. Herhangi bir toplumu, kümeyi, kişiyi, görüşü yeterli dayanak olmaksızın övmeye ya da yermeye yönelik öneğilim. Meyil. Bir olgular yığını içinden seçilmiş örneğin yığının gerçek özelliklerine uzak düşmesi. Fikrini yönlendirmek. Önyargı. Sapmak. Yanlılık. Önyargıyla hareket etmek.
Inclination : Eğim açısı. Yokuş. Heves. Bir düzlemin yatayla yaptığı açısının teğetliği (tanjanlı). bir eğrinin türevinim belirli bir noktada aldığı değer. Eğilim gösteren hareket. Meyil. Eğiklik. Bayır. Eğim. Fizik, uzay alanlarında kullanılır.
Squint eyed : Tepegöz. Kötü kötü bakan. Şaşı gözlü. Yan bakan.
Abdominal pain : Karın ağrısı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Abdominal ağrı.
Eyebeams : Gözün parıltısı. Nazar. Gözün bakışı.
Aptitude : Yetenek. Doğal yetenek. Meyil. Anıklık. İstidat. Bir öğrenim ve yetiştirme süreci sonunda bireyin varabileceği gelişme düzeyini belirleyen doğal yeti. Doğuştan yetenek. Yatkınlık. Kabiliyet.
Be inclined : Meyletmek. Hevesi olmak. Eğilimli olmak.
Leer : Pis pis bakmak. Kötü niyetle bakmak. Yan gözle bakmak. Pis bir gülümseme. Kuyruğunu sallamak. Kesişmek. Yan bakma. Pis pis gülümsemek.
Goggle : Yan bakma. Hayretle bakmak. Büyük tip gözlük. Belertmek. Fırlamak (göz). Fırlama göz.
Squint synonyms : squinty, dekko, goggled, side glance, squinted, cockeyed, squint at, squinch, eyebeam, a amplitude mod, abamectin, sidelong glance, a c deformity, a dna, abdominal distention, cross eye, ganders, leaned, diplopia, shelve, boss eyed, look askance, eye, leers, a c syndrom, sway, have a predisposition for, gandering, walleye, benting, asquint, cock eyed, askance.
Squint zıt anlamlı kelimeler, Squint kelime anlamı
Direct : Tereddütsüz. Duraklamadan. Doğrudan. Direkt. Yol göstermek. Yolu tarif etmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Bir oyunu, oyunculuk, dekor, ışıklama ve bütün uygulayım öğeleri ile uyumlu bir biçimde seyirciye sunmak. sahneye koymak da denir. Adres yazmak (gönderiye).
Normality : Olağanlık. Düzgülülük. Bir litre çözeltide, solutun grama eşit ağırlığının sayısı şeklinde ifade edilen bir çözeltinin yoğunluğu. Biyoloji, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Normalite. Normallik. Düzgünlük. 1 litre çözeltide çözünen özdeğin eşdeğer - gram sayısı. Bir toplumsal olgunun, içinde yer alıp bütünleştiği genel yapı ile uyumlu olması, bu yapının akıcı biçimde işleyişini sağlaması durumu. Dikeylik.
Squint ingilizce tanımı, definition of Squint
Squint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To turn to an oblique position. Looking obliquely. Specifically (Med.), not having the optic axes coincident. To have an allusion to, or inclination towards, something. Said of the eyes. [Bakınız: Squint]. The act or habit of squinting. As, to squint an eye. To see or look obliquely, asquint, or awry, or with a furtive glance. To have an indirect bearing, reference, or implication. To direct obliquely.

Bu kısımda Squint kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Squint ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Squint anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Squint ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.