Stead gevrekliği nedir, Stead gevrekliği ne demek

Stead gevrekliği; Metalürji alanında kullanılan bir kelimedir.

Metalürji'deki terim anlamı:

Çok düşük karbonlu ince çelik levhaların, uzun süre tavlanması sonucunda görülen gevreklik.

Stead gevrekliği kısaca anlamı, tanımı

Gevrekli : Konya kenti, Seydişehir ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi

Gevrek : Kolayca kırılıp ufalanan. Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü. Şen, neşeli (gülüş).

Çelik levha : Genellikle, 20 cm ile 125 cm. genişlikte, yaklaşık olarak 0.6 cm. kalınlıkta, ya da 125 cm.den daha geniş ve yaklaşık olarak 0.45 cm. kalınlıkta olan, sıcak haddelenmiş çelik parçalar.

Gevreklik : Gevrek olma durumu. Bir maddenin kolay kırılabilir olma durumu.

Tavlanma : Tavlanmak işi.

Karbonlu : Birleşiminde karbon bulunan.

Karbon : Atom numarası 6, atom ağırlığı 12 olan, doğada elmas, grafit gibi billurlaşmış veya maden kömürü, linyit, antrasit gibi şekilsiz olarak bulunan, canlı varlıkların aslını oluşturan ve yandıktan sonra kömür durumuna geçen element (simgesi C).

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Tavlan : Şişman.

Karbo : Odun kömürü, bitkisel ya da hayvansal kömür.

Tavla : At ahırı. Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun. Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu.

 

Çelik : Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).

Levha : Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tabela. Tablo, resim.

Düşük : Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt. İktidardan düşmüş ya da düşürülmüş. Az. Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış. Dil bilgisi kurallarına uymayan. Eski değer ve onurunu yitirmiş olan.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

 

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Diğer dillerde Stead gevrekliği anlamı nedir?

İngilizce'de Stead gevrekliği ne demek ? : stead's brittleness