Stop board türkçesi Stop board nedir

  • Çarpma tahtası.
  • Atletizm alanında kullanılır.
  • Gülle atan atletin, deviminden doğan hızla atma döngüsünün dışına çıkmasını önlemek için kullanılan ağaç takoz.

Stop board ingilizcede ne demek, Stop board nerede nasıl kullanılır?

Stop : Bitmek. Devam etmemek. F sayısı. Alıcının ya da bazı basım aygıtlarının mercek düzeni içinde bulunup, birbiri üzerine binen incecik maden yapraklardan oluşan, açılıp kapanarak, duyarkat üzerine gelen ışığın niceliğini düzenleyen düzenek. Noktalamak. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Durmak. Karşı takımın çemberine doğru top sürerek ilerliyen oyuncunun birden duruvermesi. Bırakmak. Bir film gösterilirken, kuşaktaki herhangi bir resmi alıcı penceresi önünde istenildiği kadar tutma.

Board : Kart. Gemiye binmek. Yiyecek içecek. Pano. Kurul. Tahta döşemek. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Sörf. Sofra. Kara tahta.

Stop a bullet : Kurşun yemek. Vurulmak.

Stop a gap : Tıkamak. Tıpalamak. Kapamak.

Stop a tooth : Dolgu yapmak.

Stop action camera : Tek resim alıcısı. Resimleri süreksiz olarak tek tek saptayan alıcı; canlıresim alıcısı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Stop board Türkçe anlamı, Stop board eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Stop board ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bar clearence : Çıtayı geçiş. Yüksek atlamalarda, belli bir yüksekliğe konmuş olan çıtayı düşürmeden aşarak, vücudu tümüyle sıçrayış yönünden öbür yöne aktarma.

Caution : Temkin. Uyarmak. İhtar etmek. Sakınma. İhtiyat. Dikkat. Tembih etmek. İhtar. Tembihlemek.

Chief result recorder : Varış yargıcılarını görevlendirmek, varışları özel çizelgesine geçirmek, varışa ilişkin bütün sorunları çözümlemekle yükümlü başyargıcı. Varış yönetmeni.

Backboards : Çalışma duvarı. Arkalık. Pota (basketbol oyununda kullanılır). Pota. Aynalık. Bir ağ takılı olan pano.

Approach : Ulaşmak. Yaklaşım. Girişmek. Andırmak. Gelişme koşusu. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Koyulmak. Çok benzemek. Temasta bulunmak.

Break the record : Sonaşamlamak. Rekoru kırmak. Belirli bir zamanda kadar resmi olarak belirlenmiş en iyi performanstan daha iyi performans göstermek (örneğin bir spor müsabakasında). Rekor kırmak. Eski sonaşamı yenilemek ya da aşıp yeni bir sonaşam elde etmek.

Chief course judge : Koşu yeri yönetmeni. Kır koşularında, koşu yeri ile yazman yargıcılarının denetiminden sorumlu yönetmen.

Athletic : Sportif. Atletizmle ilgili. Atletik. Spora özgü. Atletizmle, atletle ilgili; atlete yaraşır. Spor. Atletlerle ilgili. Sporcu. Bedence güçlü.

Angle of flight : Uçuş açısı. Atmalarda, atılan nesnenin (gülle, çekiç, disk, cirit) uçuş yörüngesi ile atış doğrultusu arasındaki açı.

 

Combined competitions : Birleşik yarışlar. Yarışçıların, her birine katılmak zorunluğunda olduğu, birden çok atletizm dalında düzenlenen yarışlar. Çoklu yarışmalar.

Stop board synonyms : arce of circle, chief timekeeper, athletics, athlete, cage, advancing foot, backboard, baton.