Streaks türkçesi Streaks nedir

  • Şans.
  • Damar (ağaç vb.).
  • Belirti.
  • İz.
  • Kısa süre.
  • Düzensiz çizgi.
  • Meç (saç).
  • Şeritler.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Şimşek.
  • Damarlar (cam).
  • Işın.

Streaks ingilizcede ne demek, Streaks nerede nasıl kullanılır?

Cartilaginous eosinophilic streaks : Eozinofilik kıkırdak şeritleri. Kıkırdağın hücreler arası maddesinde oluşan, düzensiz, ince çizgilenmelerle belirgin, kıkırdağın normal gelişimi sırasında veya hücreler arası maddenin dejenerasyonu ve osteokondrozis gibi nedenlerden kaynaklanan mikroskobik değişim.

Streak of bad luck : Anlık şanssızlık. Bir dizi şanssızlık. Bir dizi talihsizlik. Talihsizlik zinciri.

Streak of lightning : Şimşek. Yıldırım. Yıldırım düşmesi.

Streak of luck : Kısa süren şans. Anlık şans.

Like a streak of lightning : Hızla. Şimşek gibi.

Swear a blue streak : Kalayı basmak. Ana avrat dümdüz gitmek. Ana avrat düz gitmek.

Streakier : Damarlı (ağaç). Çizgi çizgi. Benekli. Çubuklu. Değişken. Çizgili.

Mean streak : Sert veya haşin huy veya karakter.

Talk a blue streak : Jet gibi konuşmak. Çok hızlı konuşmak. Çok konuşmak. Çenesi düşmek.

Lap streak : Yalı bindirmeli. Bindirme tahtalı.

İngilizce Streaks Türkçe anlamı, Streaks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Streaks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Denotement : Gösterge. Emare. İşaret.

Accelerator key : Hızlandırıcı tuş. Hızlandırma tuşu. Kısayol tuşu. Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. Hızlı erişim tuşu. İvmelendirme tuşu.

Show : Açıklamak delalet etmek. İş. Sergilemek. Kendini göstermek. Görünüş. Belli olmak. Renk vermek. Sergileme. Sahnelemek. Olanak.

Evidences : İspat. Tanıklık. Belirginlik. Kanıt. Tanık. Göze çarpma. Şahitlik. Delil. İfade.

Accent bar : Vurgu çubuğu.

Clinics : Klinik. Çözüm toplantısı. Muayenehane.

Heat lightning : Isı şimşeği. Gök gürültüsüz şimşek.

Spell : Büyülenme. Kısa mesafe. Çekıcilik. Sökmek. Söylemek. Afsun. Tılsım. Büyülemek. Nöbetini devretmek.

Streak : Çubuk. Yıldırım gibi koşmak. Hızlı gitmek. Hızla geçmek. Çizgilemek. Damar. Çizgi çizgi boyamak. Acele etmek.

Foretoken : İkaz etmek. İşaret. İhtar.

Streaks synonyms : piping, pitch accent, re emphasise, pipings, ram home, re emphasize, point up, tonic accent, topicalize, press home, absolute device, set off, ac adapter, minute, absolute loader, closed half line, shaft, dints, sentence stress, underscore, flukiest, chances, clinic, accent, bit, chancing, prosody, acception, drive home, birthmarks, strips, downplay, access key.

Streaks zıt anlamlı kelimeler, Streaks kelime anlamı

Play up : Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Vurgulamak. Daha sesli çalmak. Oyun oynamak. Daha yüksek sesle çalmak. Üzerinde durmak. Yaramazlık etmek. Sorun çıkarmak. Abartmak. Belirtmek.

Foreground : Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Ön plan. En öndeki görüntü. Önplan. Ön. Ön plana almak. Önalan. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Plain : Süssüz. Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Açıklık. Sadelik. Sade. Vuzuh. Yalın bir dille. Düzlük. (sürekli) şikayet etmek. Ova.