Stress test türkçesi Stress test nedir

Stress test ingilizcede ne demek, Stress test nerede nasıl kullanılır?

Stress : Tazyik. Gerilim. Baskı yapmak. Sıkıntı. Vurgulamak. Zorlama. Vurgu. Üzerinde durmak. Bunalım. Sıkıştırmak.

Test : Test. Sınav. Tecrübe etmek. Muayene. Sert kabuk (böcek vb.). Çözümleme. Kişilerin yetenek, bilgi ve becerileri ile anıklıklarını ölçmeye yarayan herhangi bir araç ya da yöntem. zihinsel bir çalışmanın niteliğini belirtmek ve saptamak amacıyla yapılan nesnel olarak değerlendirilebilen sınav sorularının tümüne verilen ad. sınav. (not: fr., ing. test karşılığı ruhbilim terimleri sözlüğü'nde ölçer terimi önerilmiştir.). Teste tabi tutmak. Ölçer. Bilgisayar, eğitim, madencilik, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Stress at break : Kopma gerilimi.

Stress corrosion : Gerilimli korrozyon. Gerilimli yenim. Gerilme bozunması. Korozyon gerilmesi. Gerilim korozyonu. Stres korozyonu. Gerilme korozyonu.

Stress corrosion cracking : Gerilimli yenim çatlaması. Gerilmeli korozyon çatlağı. Gerilim korozyonu çatlaması.

Stress curve : Gerilme eğrisi.

İngilizce Stress test Türkçe anlamı, Stress test eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stress test ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Potential : Potansiyel. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Güç. Bir nesne ya da kaynakta saklı ya da gerçekleşmemiş olanaklı güce ilişkin olan. Gizli güç. Gizilgüç. İhtimal. İmkan. Gizli.

Potentials : İktidar. Güç. Olanaklar. İmkanlar. Yeterlik kipi. Potansiyel.

Voltages : Voltaj.

Potential difference : Potansiyel farkı. Gerilim farkı. Anlaşmazlık. Elektrik alanı içinde bulunan iki noktanın erkil değerleri çıkarımı. bu nicelik genellikle volt olarak ölçülür.

Tensions : Heyecan. Germe. Gerginlikler. Gerilme. Gerginlik.

Intensities : Koyuluk. Çarpıcılık. Yoğunluk. Güç. Şiddet.

Stress : Tazyik etmek. Sıkıştırmak. Önem. Belirtmek. Baskı. Tonlamak. Germek. Canlı organizmasında savunma uyandırıcı etkilerle (stres faktörü) buna karşı oluşan savunma mekanizması. dayanıklılığı azaltan fiziksel veya mental gerilim, gerginlik. canlıların yaşamı için uygun olmayan koşullar. Etki. Üzerine basmak.

Regression : Birden çok değişkene ilişkin gözlem değerlerinin gösterdiği birlikte değişmenin uygun düştüğü çizgesel ya da matematiksel biçe. bk. çizgesel çözümleme. Geri dönme. Bağlanım. İnsanın ve içinde yer aldığı toplumsal yapının, doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki denetim olanaklarının azalması. Geri çekilme. Dönüş. Gerileme. Y değişkeninin x bağımsız değişkenine matematiksel bir ifadeyle bağımlı olması. hastalık belirtilerinin gerilemesi, belirtilerin yatışması. Denizin çekilip karadan uzaklaşması. Birlikte gidişim.

Voltage : Gerilim (elektriksel). Bir elektrik kaynağının potansiyeli, potansiyel farkı ya da elektromotor kuvveti. voltla ölçülür. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Voltluk. Elektriksel erkil değişimimin, volt olarak tutarı. Voltaj.

 

Hair raiser : Terör estiren kişi. (argo terim) şiddetli heyecana neden olan kişi. Tüy ürpertici bir şey. Bir kimsenin saçının dikilmesine neden olan heyecan. Ürperten soğutucu. Heyecan verici bir şey. Titreten bir şey.

Stress test synonyms : tension, regressions, intensity, tonus.