Strut türkçesi Strut nedir

  • Kurumla yürümek.
  • Direk.
  • Desteklemek.
  • Horozlanmak.
  • Göğüsleme.
  • Kurumla yürüme.
  • Kasıla kasıla yürümek.
  • Payanda.
  • Çalımla yürümek.
  • Payanda ile desteklemek.
  • Kasılarak yürümek.
  • Destek.

Strut ile ilgili cümleler

English: The cat was strutting around the yard, when it suddenly ran into the house.
Turkish: o evine içine doğru koştuğunda , kedi kasılarak ipliğin etrafında yürüyordu.

Strut ingilizcede ne demek, Strut nerede nasıl kullanılır?

Double strut : Çift dikme.

Main strut : Ana dikme.

Struts : Kurumla yürümek. Payanda ile desteklemek. Çalımla yürümek.

Strutted : Payanda ile desteklemek. Kasılarak yürümek. Payanda. Desteklemek. Çalımla yürümek. Kurumla yürümek. Kasıla kasıla yürümek. Direk. Kurumla yürüme. Göğüsleme.

Strutting : Payandalık. Çalım. Berkitme. Kurumla yürüyen. Çalım satarak yürüyen. Payanda vurma. Destekleme. Hindi gibi kabaran. Payandalama. Destek.

John william strutt rayleigh : İngiliz fizikçi. Üçüncü baron rayleigh (1842-1919). Lord rayleigh. En önemli gazların yoğunluğunu araştırması ve argon elementini buluşu için 1904 nobel fizik ödülü sahibi.

Structural auction model : Yapısal müzayede modeli.

Struck dumb : Donakalmış.

Structural : Strüktürel. Yapısal. Organik. Strüktüral. Yapı. Kayaçsal. Bünyesel.

 

Structural balance : Yapısal denge. Bir öğeciğin dış eksicik kabuğu, doldurulduğunda oluşan denge.

İngilizce Strut Türkçe anlamı, Strut eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strut ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pole : Karşıtuç. Elektrik ya da mıknatıs alanlarının en yeğin oldukları iki noktadan her biri. Dikme. Sırıkla desteklemek. Bayrak direği. Eksenucu. Gönder. Ok. Kıvıl ya da kıvılmıknatıs alan yaratan dingin, devinen yük dağılımı türlerinden her biri. bk. çiftucay, dörtucay. Zıt karekterli kimse.

Auspices : Üstlenici. İyilik. Himaye. Yardım. Gözetim. Bir araştırmanın gerçekleşmesine ön ayak olan ve sorumluluğunu üstlenen kişi ya da kurum. Nezaret. Koruma.

Crutch : Pantolon ağı. Kasık. Çatal destek. Apışlık. Çatal uçlu bir destek. Koltuk değneği.

Assisting : Yardımcı olmak. Asistanlık etme. Hazır bulunmak. Yardım etmek.

Beareth : Üretmek. Bear (doğurmak). Taşımak. Doğum yapmak. Acı çekmek. İmal etmek. Doğurmak. Dayanmak. Katlanmak.

Masts : Dikme. Kozalak. Palamut. Gönder. Gemi direği. Meşe palamudu. Bayrak direği. Kayın palamudu. Seren.

Cock : Musluk. Horoz. Hazır duruma getirmek. Saçmalık. Erkek av kuşu. Dikmek. Kaldırmak. Lider. Martaval. Tabanca horozu.

Mast : Palamut. Seren. Gırgır teknesinde ağ makarasını taşıyan esas ve yardımcı direkler. Bayrak direği. Gemi direği. Gönder. Kozalak. Kayın palamudu. Dikme. Bom direği.

Pillars : Sütun. En önemli kişi. Dikme.

Strut synonyms : struts, accessoriness, crowfoots, aid, assists, auxiliary, ruffle, pile, pier, crowfoot, backings, assistance, bulwarks, bear out, advocate, swanking, afforce, be with, braces, strutted, flyings, column, afforcement, advocated, assist, prance, swanks, angle brace, pillar, bear somebody out, gussets, atlas, girder.

 

Strut zıt anlamlı kelimeler, Strut kelime anlamı

Ride : Havada kalmak. Taşımak (omuzunda vb). Üst üste binmek. Geçmek (yol). Gezinti. Yüzmek. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb). Binmek. Süzülmek. Kafa bulmak.

Strut ingilizce tanımı, definition of Strut

Strut kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To hold apart. Cf. Strut. To swell. A pompous step or walk. The act of strutting. Protuberant. To bulge out.