Sunflower seed türkçesi Sunflower seed nedir

  • Ayçiçeği tohumu.
  • Çekirdek.
  • Ay çekirdeği.
  • Ayçekirdeği.

Sunflower seed ile ilgili cümleler

English: I eat sunflower seeds all day.
Turkish: Ben bütün gün ayçekirdeği yedim.

English: Ali handed Mary a bag of sunflower seeds.
Turkish: Ali Mary'ye bir torba ayçiçeği çekirdeği uzattı.

English: Ali opened the bag and poured out the sunflower seeds.
Turkish: Ali torbayı açtı ve ayçiçeği tohumlarını döktü.

Sunflower seed ingilizcede ne demek, Sunflower seed nerede nasıl kullanılır?

Sunflower : Gündöndü. Günebakan. Günçiçeği. Mississippi eyaletinde yerleşim yeri. Ay çiçeği. Ayçiçeği. Çiğdem.

Seed : Köken. Tohumu çıkarmak. Döllemek. Asıl. Tohum. Döl. Tohum vermek. Sperm. Evlat.

Sunflower seed extraction meal : Ayçiçeği tohumu ekstraksiyon küspesi. Bütün ayçiçeği tohumunun yağının bir çözücü yardımıyla alındıktan sonraki kalıntısının öğütülmesiyle elde edilen bir yan ürün.

Sunflower seed hulls : Ayçiçeği tohumu kabuğu. Ayçiçeği tohumunun dış yüzünü örten kabuklardan oluşan yan ürün. Ayçiçeği kabuğu.

Sunflower seed oil : Ayçiçeği yağı. Ayçiçek çekirdeği yağı. Ayçiçek yağı.

Press meal of sunflower seed : Ayçiçeği tohumu ekspeller küspesi. Ayçiçeği tohumunun yağının mekanik sıkma işlemiyle alındıktan sonraki kalıntısının öğütülmesisonucu elde edilen bir yan ürün.

 

Sunflower seeds : Ayçekirdeği.

İngilizce Sunflower seed Türkçe anlamı, Sunflower seed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sunflower seed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hard pan : Sağlam temeller. Sert tabaka. Temel. Sert toprak. Sert zemin.

Kerns : (harflerde) çıkıntı yapmak. Asker (irl.). Köylü (irl.). Karakter çiftlerini sıkıştırmak. Sıkıştırmak. Çiftleri sıkıştırma. Göbek.

Core memory : Çekirdek (bellek). Mıknatıslı çekirdeklerden oluşan ve bilgisayar ana belleği olarak kullanılan bellek türü. Çekirdek bellek. Bellek.

Barysphere : Barisfer. Yeryuvarının iç kısmı. Yerkürenin litosfer katmanı. Yeryuvarının içi. Ağırküre. Dünyanın merkezi. Dünyanın litosfer bölümü.

Kernel : Esas. Tane. Tahıl tanesi. İç. Cevher. Öz. Habbe. Çekirdek içi.

Nuclein : Hücre çekirdeği proteini. Nüklein. Çekirdek özü.

Nucleuses : Sinir hücreleri yığını. Atom çekirdeği. Öz. Nüve.

Hard core : Değişmez. Çakıl dolgusu. Sert çekirdek. Blokaj. İnatçı. Mıcır. Çakıl. Sabit fikirli. Çekirdek kadro. Dolgu.

Core : Çekirdeğini çıkarmak. Öz yapı. Göbek. Bazı virüslerde nükleik asidi çevreleyen ve ökaryotik hücrelerde bulunan histon yapıya benzer protein kılıf, kor. Öz. Koçan. Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe. Bilişim, fizik, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Akımsal mıknatısların kangallarının sarıldığı yumuşak demirden, çoğu zaman halka biçimli parça. Dolgu.

Sunflower seed synonyms : sunflower seeds, noyau, kerneling, nucleus, cystoblast, kernels, cores, kerned.