Superpose türkçesi Superpose nedir

Superpose ingilizcede ne demek, Superpose nerede nasıl kullanılır?

Superposed : Üst üste yapmak. Üst üste koymak. Çakıştırmak. Üstüne koymak. Süperpose.

Superposed valley : Üstoluşumlu yarma koyak. Üstteki yumuşak örtü katmanları içinde yataklarını kazdıktan sonra, temeldeki eski, sert katmanlar içine gömülerek açılmış derin boğaz biçimli koyak.

Superposes : Üst üste koymak. Üstüne koymak. Bindirmek. Üst üste yapmak. Çakıştırmak.

Superposable : Özdeş.

Superposing : Üstüne koymak. Üst üste yapmak. Bindirmek. Üst üste koymak. Çakıştırmak.

Superposition principle : Üstdüşüm özelliği. Bindirme özelliği.

Superposition : Çakışma. Çakıştırma. Üstüne koyma. Süperpoze etme. Üstdüşüm. Bir ortamdaki iki ya da daha çok dalganın birlikte oluşturdukları etkinin, bu dalgaların tek tek etkilerinin toplamına eşit olma ilkesi. Üst üste olma. Üst üste gelme. Üst üste koyma.

Superpowers : Süper güçlü. Süper devlet. Süper güç.

Economic superpower : Ekonomik süper güç. Büyük mali güç ve kaynakları olan ülke. Güçlü bir ekonomisi olan ve diğer ülkelerin ekonomisini de etkileyen ülke.

Superpositions : Süperpoze etme. Üst üste koyma. Çakışma. Üstüne koyma. Üstüste bindirme. Üst üste olma. Çakıştırma. Üstdüşüm. Bindirme.

 

İngilizce Superpose Türkçe anlamı, Superpose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superpose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Embarking : Kalkışmak. Yüklenmek. Uçağa binmek. Uçağa yükleme. Yatırmak. Yüklemek. Uçağa yüklemek. Uçağa bindirmek. Gemiye bindirme.

Put upon : Kullanmak. Rahatsız etmek. Sömürmek.

Bumped : Çarpışmak. Çarpmak. Toslamak.

Get on : Ayrılıp gitmek. Binmek. Otobüse trene veya uçağa binmek (örneğin, o trene 40 dakika önce bindi). Trene binmek. Yaşlanmak. Kötü gitmemek. Olmak (belirli bir şekilde). Giymek. İlerlemek.

Clash : Gitmemek. Uymamak. Çatışmak. Çarpışmak. Gümbürdemek. Çarpışma. Gürültü yapmak. Anlaşamamak. Birbirine gitmemek.

Superimpose : Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir). Üzerine koymak. Bir şeyin üzerine koyma; bir şeye ilave etme. Fotomontaj yapmak. Üst üste getirmek. Eklemek. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Lay over : Ara vermek. Kaplamak. Ertelemek. Sonraya bırakmak. Mola vermek.

Superimposed : Eklemek. Üst üste getirmek. Birleştirilmiş.

Lap : Katlanmak. Hafif hafif çarpmak (dalga). Dönü. Yalayarak içmek. Tur yapmak. Üzerine koymak. Dolamak. Kucak. Kucaklamak. Örtmek.

Embark : Uçağa bindirmek. Uçağa yüklemek. Girişmek. Yüklemek. Kalkışmak. Uçağa binmek. Gemiye bindirmek. Yüklenmek. Gemiye binmek.

 

Superpose synonyms : bumps, crash into, clashes, add up, superposed, embarks, laminating, laminates, add on, bumping, superimposes, clashed, guzzle, laminate, put, adding up, guzzles, set, superposing, lapped, develop, position, superimposing, bump into, laps, place, pose, guzzled, lay, embarked, clashing, superposes, bump.

Superpose ingilizce tanımı, definition of Superpose

Superpose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To lay upon, as one kind of rock on another.