Surroundings türkçesi Surroundings nedir

Surroundings ile ilgili cümleler

English: I found it pretty hard to adjust to my new surroundings.
Turkish: Yeni çevreme uyum sağlamayı oldukça zor buldum.

English: He felt ill at ease in the new surroundings.
Turkish: Yeni ortamlarda huzursuz hissettim.

English: He soon got used to the new surroundings.
Turkish: Kısa sürede yeni çevreye alıştı.

English: Sunspots appear darker than their surroundings because they are a few thousand degrees cooler.
Turkish: Güneş lekeleri birkaç bin derece daha serin olduğu için çevrelerinden daha koyu görünür.

English: The rescuers searched the surroundings in hopes of finding the child.
Turkish: Kurtarıcılar çocuğu bulma umuduyla çevreyi aradı.

Surroundings ingilizcede ne demek, Surroundings nerede nasıl kullanılır?

Surrounding air : Hava. Ortam.

Surrounding area : Etraf.

Surrounding countryside : Kırsal çevre.

Surrounding wall : Kuşatıcı duvar. Dış duvar. İhata.

Chromatic distortion due the surrounding : Çevre renklerinin etkisiyle, renk algılamasindaki değişme. bk. renk sapması. Renk kayması.

Surrounding : Kuşatma. Muhit. Çevre. Kuşatan. Civardaki. Etrafındaki. Çevreleyen. Etraftaki. Çevredeki. Kuşatıcı.

Be surrounded : Sarılmak. Çevrelenmek.

 

Net surrounded pond : Deniz balığı yetiştiriciliğinde kullanılan, koy, körfez veya iki ada arasının ağlarla kapatılarak oluşturulan havuz. Ağ çevirmeli havuz.

Surround : Çevrelemek. Etrafını çevirmek. Etrafını sarmak. Sarmak. Kenar. Etrafını kuşatmak. Kuşatmak. Çevirmek. Çepeçevre sarmak. Kaplamak.

Surrounds : Sarmak. Kaplamak. Kuşatmak. Çevirmek. Etrafını çevirmek. Çevrelemek. Etrafını sarmak. Çepeçevre sarmak. Etrafını kuşatmak.

İngilizce Surroundings Türkçe anlamı, Surroundings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surroundings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Neighbourhood : Sınırlı bir alan içinde yer alan, daha çok kişisel ve yüz yüze ilişkilerin egemen olduğu küçük insan topluluğunun durumu. Komşuluk ilişkileri. Komşular. Yöre. Komşuluk. Semt. Mahalle. Havali.

Localities : Yöre. Mevzi. Bölge. Semt. Mekan. Yer. Mevki. Mahal.

Domain : Ülke. Tanım kümesi. Çalışma alanı. Arazi. Malikane. Mülk. Etkinlik alanı.

Sides : Kenarlar. Aynı tarafta olmak. Yüz. Taraf tutmak. Kasalı çalgılarda, kasanın yan taraflarını kapatan uç uca yapıştırılmış iki ağaç tabakası. Yan tahtalar.

Circumferences : Dairenin çevresi. Daire çevre uzunluğu. Dairenin etrafını dolaşan çizgi. Daire çevresi. Dönge. Bir kapalı eğri çevresindeki mesafe. Çember.

Environment : Ortam. Bir tortulanma yerinde, etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu. Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu. Mekan. Bir organizmanın veya bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu. Bilgisayar, biyoloji, eğitim, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Kişiyi etkileyen, özdeksel ve tinsel gelişmesini, biçimlenmesini ve yaşamını belirleyen, dirimbilimsel, iklimle ilgili ve toplumsal etkenlerin tümü. Vasat.

 

Atmospheres : Basınç birimi. Ortam. Hava. Atmosfer.

Vicinities : Semt. Komşuluk. Havali. Yakın yer. Yöre. Yakınlık.

Locality : Mahal. Bölge. Mevzi. Yer. Yöre. Şehir. Semt. Olay yeri. Mekan.

Commons : Park. Avam kamarası. Mera. Porsiyon. Ortak alan. Paylaşılan yiyecekler. Kafeterya. Yemek salonunda verilen yemek. Avam.

Surroundings synonyms : geographic area, home ground, geographic region, outskirt, ambient, vicinage, circumference, milieu, suburbs, surround, scene, neighbourhoods, purlieus, ambiences, ambiance, circuit, element, geographical region, precincts, entourages, habitat, neighborhood, adjacencies, atmosphere, melting pot, proximity, girth, limb, domains, ambients, parts, medium, girthing.