Swam türkçesi Swam nedir

Swam ile ilgili cümleler

English: Ali plunged into the water and swam to the other side.
Turkish: Ali suya daldı ve diğer tarafa yüzdü.

English: Ali dove into the water and swam as fast as he could.
Turkish: Ali suya daldı ve elinden geldiği kadar hızlı yüzdü.

English: Ali swam across the river.
Turkish: Ali nehri yüzerek geçti.

English: Ali swam for three hours yesterday afternoon.
Turkish: Ali dün öğleden sonra üç saat yüzdü.

English: Ali and Mary swam in the pond together.
Turkish: Ali ve Mary birlikte gölette yüzdüler.

Swam ingilizcede ne demek, Swam nerede nasıl kullanılır?

Swam mussel : Yumuşakçalar (mollusca) dalının, yassı solungaçlılar (lamellibranchiata) sınıfından kabuğu ince ve bağlantısı dişsiz türleri olan bir cins. Göl midyesi.

Swami : Hindu din bilgini. Hoca (hint).

Swamis : Hoca (hint). Hindu din bilgini.

Swamp : Ezici bir yenilgiye uğratmak. Bataklık. Hiçe saymak. Yağdırmak. Yenmek. Çiğnemek. Batırmak. Bir şeylerin aşırı miktarda olması sıkışık veya zor bir duruma sokmak. Akın etmek veya basmak. Suyla doldurmak.

Swamp ash : Bataklık civarında yetişen koyu renkli ve pür gitar gövdesi olarak kullanılan hafif bir dişbudak cinsi. Bataklık dişbudağı.

 

Swampier : Bataklık. Batak. Bataklıklı.

Swamped : Hiçe saymak. Yenmek. Batırmak. Çiğnemek.

Swampfever : Çamur humması. İnce bir kıvrımkılsıdan ileri gelen ateşli, titremeli hastalık; hasat humması, tarla humması.

Swamp fever : Bataklık ateşi. Sıtmanın eski adı. atların bulaşıcı anemisi. Bataklık humması. Sıtma. Atların bulaşıcı anemisi.

Swamper : Bataklığa yakın bir bölgede yaşayan kimse. Kamyon şoförü muavini. Bataklık temizlikçisi. Bataklık temizlik görevlisi.

İngilizce Swam Türkçe anlamı, Swam eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swam ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brims : Siperlik. Silme dolu olmak. Ağız. Ağzına kadar dolu olmak. Ağız (bardak). Ağzına kadar dolmak. Taşma. Kenar. Şapka kenarı. Bardak ağzı.

Fill : Kapamak. Dolgu yapma. Karşılamak. Şişirmek. Doldurmak. Doyumluk. Dolduracak miktar. Dolusu. Doyma.

Flays : Derisini yüzmek. Soymak. Yüzmek (derisini). Haşlamak. Paylamak. Sert bir dille eleştirmek. Fena halde azarlamak. Verip veriştirmek. Azarlamak.

Clogging : Engellemek. Tıkanıklık. Pıhtılaşmak. Sıkıntı vermek. Tıkanma. Kösteklemek. Tıkamak. Tıkama. Doldurmak.

Move : Hamle. Kıpırdamak. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. İlerlemek. Devinmek. Teklif etmek. Hareket etmek. Duygulandırmak. Hareket ettirmek. Taşıma.

Dewing : Gençlik. Şebnem. Jale. Damlacık. Çiylenme. Tazelik. Nem. Çiy.

Dampen : Köreltmek. Kaçırmak. Söndürmek. Kırmak. Nemlendirmek. Nemlenmek. Islanmak. Gölge düşürmek. Tadını kaçırmak.

Dewed : Damlacık. Çiy. Jale. Çiylenme. Nem. Tazelik. Şebnem. Gençlik.

 

Congest : Şişirme, toplama, doldurma. Kalabalıklaşmak. Yığmak. Yığılmak. Konjest. Toplamak. Tıkanmak. Tıkamak.

Clog : Nalın. Sıkıntı vermek. Terlik. Köstek vurmak. Kösteklemek. Doldurmak. Pıhtılaşmak. Engellemek. Tıkamak.

Swam synonyms : break water, locomote, arrive, dowse, douses, floated, budge from, get over, flood, lapses, dew, flowed, ride, float, floats, effuses, go, swum, sails, brim over, gushed, dampens, crawl, bedraggling, call back, bear, bedraggle, breaststroke, skinny dip, clogs, circled, be over, fill up.

Swam zıt anlamlı kelimeler, Swam kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Open : Açık (kapı). Açık. Fora etmek. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Açılmak. Dürüst. Deşmek. Ferah. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Geniş.