Syngamus nedir, Syngamus ne demek

Syngamus; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Syngamidae ailesinde bulunan kümes hayvanlarında ve diğer kanatlılarda parazitlenen nematod cinsi.

Syngamus kısaca anlamı, tanımı

Syngamus laryngeus : Normalde geviş getiren hayvanlarda ara sıra insanların üst solunum yollarında parazitlenen nematod türü

Syngamus trachea : Birçok evcil ve yabani kanatlının trakesine yerleşerek bunlarda solunum güçlüğü belirtileri oluşturan, erkek ve dişileri sürekli çiftleşme hâlinde olan nematod türü.

Kümes hayvanları : Etinden, tüyünden, yumurtasından yararlanmak üzere yetiştirilip beslenen tavuk, kaz, ördek, hindi vb. evcil hayvanlar.

Syngamidae : Cyathostoma, Mammomonogamus ve Syngamus cinslerini içeren genellikle kanatlı ve memelilerin solunum yollarında parazitlenen nematod ailesi.

Kanatlılar : Böceklerin kanatlı olanlarını içine alan alt sınıf. [Bakınız: kanatlı böcekler]. Eklem bacaklı hayvanlardan, gerçek eklem bacaklılar (Euarthropoda) alt dalının, böcekler (Insecta) sınıfından, erginleri kanatlı, bazen kanatları ikincil olarak kaybolmuş, gelişmelerinde yan başkalaşım ya da tüm başkalaşım görülen bir alt sınıf. Düz kanatlılar (Orthoptera), termitler (Isoptera), tüy bitleri (Mallophaga), bitler (Siphunculata), kız böcekleri (Odonata), sinir kanatlılar (Neuroptera), pul kanatlılar (Lepidoptera), iki kanatlılar (Diptera), kın kanatlılar (Coleoptera), zar kanatlılar (Hymenoptera), hortumlu böcekler (Rhynchota) gibi takımları vardır. (Pterygota), hortumlu-böcekler (Rhynchota) gibi takımları içine alır.

 

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Parazit : Asalak. Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı. Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse.

Kanatlı : Kanadı olan.

Nematod : Yuvarlak solucanlar.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Cinsi : Cinsel.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Kanat : Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Balıklarda yüzgeç. Angıç. Yan, taraf. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah.

 

Kümes : Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer. Ufak ev.

Nema : Büyüme, gelişme, çoğalma. Faiz, ürem.

Kana : Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.

Cins : Tür, çeşit. Soy, kök, asıl. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Garip, tuhaf.

Küme : Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup. Tümsek biçimindeki yığın. Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup. Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek. Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri. Tomar.

Aile : Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

Diğer dillerde Sylvius yarığı anlamı nedir?

İngilizce'de Sylvius yarığı ne demek ? : fissure of sylvius