Sümsüklemek nedir, Sümsüklemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yumruklamak, yumrukla vurmak.

Arsızlık, pisboğazlık etmek, bir yere istenmediği halde sokulmak.

Oyalamak.

Kendini ilgilendirmeyen işe karışmak, burnunu sokmak.

Teknik terim anlamı:

Yumruklamak.

Sümsüklemek anlamı, tanımı

Sümsü : Tütün çubuğu ucundaki, tütünün konulduğu yer

Sümsük : Sümsükgillerden, sivri gagalı, kısa bacaklı deniz kuşu (Sulabassana).. Uyuşuk davranan, miskin, aptal, mıymıntı, sünepe, pısırık kimse. Yumruk. Arsız, açgözlü, başkasının yediğinden isteyen. 1.Aptal, mıymıntı, sünepe. [Bakınız: sümdük]. Açgözlü, gördüğünü isteyen, utanmaz. [Bakınız: sürdük]. Aptal.

İlgilendirme : İlgilendirmek işi, alakalandırma.

Yumruklamak : Yumrukla vurmak.

Pisboğazlık : Pisboğaz olma durumu. Pisboğaza yakışır davranış.

Yumruklama : Yumruklamak işi.

Pisboğaz : Eline geçeni zamansız ve ayırt etmeden yiyen (kimse).

Sokulmak : Sokma işine konu olmak. Yanaşmak, yaklaşmak. Girmek.

Oyalamak : Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek, meşgul etmek. Vakit kazanmak için aldatmak. Bekletmek. Eğlendirmek, hoşça vakit geçirtmek. Oya ile süslemek.

Karışmak : İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Müdahale etmek, araya girmek. Bir araya gelmek, katılmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Engellemek, araya girmek. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.

 

Arsızlık : Arsız olanın durumu veya arsıza yakışacak davranış, yılışıklık, sırnaşıklık.

İstenme : İstenmek işi.

Oyalama : Oyalamak işi.

Karışma : Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.

Sokulma : Sokulmak işi.

Yumruk : Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim. Elin bu biçimiyle yapılmış olan vuruş. Baskı.

Vurmak : Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.

Sokmak : İçine ya da arasına girmesini sağlamak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.

 

Vurma : Vurmak işi.

Yumru : Yuvarlak, şişkin şey. Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod. Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde. Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru.

Diğer dillerde Sümsük kuşugiller anlamı nedir?

İngilizce'de Sümsük kuşugiller ne demek ? : gannets and boobies