Take down türkçesi Take down nedir

Take down ile ilgili cümleler

English: They will take down the house in a day.
Turkish: Onlar evi bir gün içerisinde yıkacaklar.

English: She tried to take down every word the teacher said.
Turkish: Öğretmenin söylediği her kelimeyi not etmeye çalıştı.

Take down ingilizcede ne demek, Take down nerede nasıl kullanılır?

Take : Ele almak. Hasat. Kabul edilmek. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Pay. Avalanan hayvan miktarı. Çevirim eylemi. Alınan taş. Kavramak. (sınava) girmek.

 

Down : Bozuk. Aşağıya doğru. Düşürmek. Çabucak içmek. Beri. Alaşağı etmek. İndirmek. Aşağısına doğru. Boyunca.

Take down expenses : Kullanılmakta olan bir bütünün ayırma, sökülme, kaldırma giderleri. Sökme giderleri.

Take a back : Arka planda kalmak. Kendini göstermemek.

Take a back seat : Ön plana çıkmamak. Arka planda kalmak. Köşesine çekilmek. Geri planda yer almak. Geri plana çekilmek. Arka planda yer almak. Önemini yitirmek. Kenara çekilmek. Bir kenara çekilmek.

Take a bad turn : Kötü yönde değişmek.

İngilizce Take down Türkçe anlamı, Take down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Break into pieces : Parçalanmak. Parçalamak.

Disintegrate : Parçalamak. Dağılmak. Ufalamak. Bütünlüğü bozulmak. Ufalanmak. Atomlarına ayırmak. Dağıtmak. Parçalanmak. Dökülmek. Ayırmak.

Bring into contempt : Hor görmek. Mahçup etmek. Küçük düşürmek. Mahcup etmek.

Blast : Büyük patlama. Tahrip etmek. Havaya uçurmak. Beddua etmek. Bangır bangır çalmak. Patlatmak. Kavurmak (soğuk). Bas bas bağırmak. Kavurmak (bitki).

Abate : Çekilmek. Dinmek. Azaltmak. Geçmek. Ceza indirimi yapmak. Hafiflemek. Yürürlükten kaldırmak. Yatıştırmak. Azalmak.

Chop down : Ağacı kesmek. Keserek devirmek (ağaç).

Engross : Zaptetmek. Resmi dille yazmak. Meşgul etmek. (bir işle) meşgul olmak. Çekmek. Tekeline almak. Kaleme almak. Dalmak. (dikkat veya zamanını) işgal etmek.

 

Chronicle : Kroniğini çıkarmak. Tarih yazmak. Günlük. Kronik. Günlük tarih. Kaydetmek (sırasıyla). Olguluk. Tarihsel olayları günü gününe belirten yazılı kaynak. Vakayiname. Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu bir tür tarih yapıtı.

Get down : Hayal kırıklığına uğratmak. Sıkılmak. İnmek. Güçlükle yutmak. Bunalmak. (resmi olmayan) kısıtlamalarını kaldırmak. Yere devirmek.

Buys : Rüşvetle elde etmek. İnanmak. Satın almak. Satın alma gücü olmak. Kiralamak. Pahasına elde etmek.

Take down synonyms : mark down, diffracts, clerked, detaches, calendaring, took down, dismantles, assumes, calendared, clouting, clout, disassemble, adhibit, chart, attach to, engorges, accept, cut into pieces, capsized, clouted, disassembles, break, crumple, conscribe, contribute, check in, engorge, clerking, alighting, enlisting, abases, cut to pieces, catalogize.