Take somebody in charge türkçesi Take somebody in charge nedir

Take somebody in charge ingilizcede ne demek, Take somebody in charge nerede nasıl kullanılır?

Take : Tepki. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Tutma. Tutuş. Pay. Çevirim eylemi. Kavramak. Yazmak. Hasat. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Somebody : Kimse. Önemli birisi. Şahsiyet. Kimisi. Biri. Bir kimse. Önemli kimse. Bazısı. Birisi.

In : De. Olarak. Halinde. Tutulan. İçine. Çok moda olan. İçeri. İçinde. İç. İçeri doğru yönelen.

Charge : Üzerine atmak. Suçlamak. Yükümlülük. Sorumlu tutmak. Ödetmek. Yüklemek (enerji veya elektrik). Tembihlemek. Görevlendirmek. Hukuk, fizik, kimya, iktisat, nükleer enerji, tarih alanlarında kullanılır. Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı.

 

Give somebody in charge : Tutuklatmak. Polise teslim etmek.

Take somebody down a peg : Küçük düşürmek.

Take somebody by the throat : Boğazına sarılmak.

Take somebody at his word : Sözüne güvenmek.

Take somebody for a walk : Yürüyüşe çıkarmak.

İngilizce Take somebody in charge Türkçe anlamı, Take somebody in charge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take somebody in charge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Imprisoning : Mahkum etmek. Hapse atmak. Hapsetmek. Sınırlamak. Yasaklamak. Mahpusluk. Hapse koymak.

Intern : Kalebent etmek. Alıkoymak. Gözaltına alınan kimse. Asistan. Enterne etmek. Stajyer doktor. Stajyer. Gözaltina almak. Hapsetmek (bir gemiyi bir limanda). Staj yapmak.

Taking into custody : Tutuklama. Tevkif etme.

Detaining : Alıkoymak. Hapsetmek. Geciktirme. Mahrum etmek.

Detains : Engellemek. Alıkoymak. Oyalamak. Hapsetmek. İzinsiz bırakmak. Mahrum etmek. Tutmak. Geciktirmek. Durdurmak.

Gaol : Cezaevine kapatmak. Hapis. Kodes. Hapsetmek. Hapishaneye kapatmak. Hapse atmak. Cezaevi. Delik.

Impound : El koymak. Hapsetmek. Toplamak. Haczetmek. Kanunen el koymak. Kapatmak. Geçici olarak el koymak. Ağıla kapamak. Başıboş hayvanları kapamak.

Arrest : Durdurmak. Bitirmek. Kesmek. Hukuk, veterinerlik alanlarında kullanılır. Varış. Varan kimse. Gelen kimse. Bloke etmek. Durma, sürekli olan hareketin veya faaliyetin durması. Tevkif etmek.

 

Imprison : Mahkum etmek. Hapsetmek. Hapse koymak. Sınırlamak. Mahpusluk. Yasaklamak. Hapse atmak.

Busting : İflas etmek. Becerememek. Kırmak. Bozulmak. Rütbe indirmek. Sona ermek. İflas ettirmek. Bozmak. Vurmak.

Take somebody in charge synonyms : gaols, busts, take into custody, detain, arrests, bust, apprehending, apprehends, hold, interned, held, busted, impounds, interning, apprehended, holds, interns, apprehend.