Tela nedir, Tela ne demek

Tela; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Ağ gözelemede, gözeyi oluşturan dört düğümden karşılıklı gelenlerin, ağ gözü gerildiğinde yatay doğrultuda olanlarının daha az kapanma durumu.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Doku.

İngilizce'de Tela ne demek? Tela ingilizcesi nedir?:

tela

Tela hakkında bilgiler

Kumaşa şekil vermek, mukavemet kazandırmak için kullanılan, bir yüzü veya 2 yüzü belli ısı altında eriyip kumaşa yapışan polimer madde içeren, astarla kumaş arasında kullanılan ara malzeme.

Tela ile ilgili Cümleler

  • Telafi edecek çok şeyim var.
  • Ali telafi etmek için çok geç olmadığını söylüyor.
  • Telaffuzu zor olan iki dilden biri Arapça, diğeri Almancadır.
  • Telaffuzum çok iyi değil üzgünüm.
  • Telaffuzumu pratik yapmama yardım eder misin?
  • Ali telafi etmek istediğini söyledi.
  • Ali ve Mary birbirlerini telafi etti.
  • Ali telafi etmesi gerektiğini hissetti.
  • Davranışımı telafi etmek istiyorum.
  • Ali Mary'yi telafi ettiğini söylüyor.
  • Telaffuz edemediğin kelimeleri işaretle.
  • İlk defa bu kelimeyi doğru olarak telaffuz ettim.
  • Telaffuzu geliştirmek için tam olarak ne yapılmalı?
  • Telaffuzun mükemmel.

Tela anlamı, kısaca tanımı:

 

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Astar : Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb. Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat.

Telaffuz : Boğumlanma. Söyleyiş.

Telaffuz cihazı : Bir dildeki söz varlıklarının doğru ve düzgün telaffuzunu gösteren alet.

Telaffuz etmek : Söylemek.

Telaffuz organları : Seslerin söz durumuna gelmesini sağlayan organlar.

Telafi : Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama, yerine koyma.

Telafi etmek : Ziyan olan veya elden çıkan bir şeyin yerini doldurmak, karşılamak.

Telaki : Buluşma, kavuşma.

Telakki : Anlayış. Kabul etme, sayma.

Telakki etmek : Saymak, öyle kabul etmek, öyle anlamak.

Telakki olunmak : Sayılmak, öyle kabul edilmek.

Telaş : Kaygı, tasa, sıkıntı. Şaşkınlıktan doğan karışıklık, kargaşa. Herhangi bir sebeple acelecilik.

Telaş almak : Herhangi bir sebeple heyecanlanmak, endişelenmek, acele etmek.

Telaş etmek : Sıkıntı duyarak acele etmek, endişelenmek, telaşlanmak.

Telaş göstermek : Telaşını belli etmek.

Telaşa düşmek : Telaşlanmak.

Telaşa gelmek : Bir iş telaş sırasında yapılmak.

Telaşa vermek : Davranış ve hareketleriyle çevresindekileri heyecana, aceleye, sıkıntıya sokmak.

Telaşe : Telaş.

Telaşe müdürü : Çok telaşlı veya çevresini telaşa veren kimse, telaşe nazırı.

Telaşe nazırı : Telaşe müdürü.

Telaşına dalmak : Herhangi bir şeyle ilgili olarak heyecan içinde, aceleyle, sıkıntıyla davranmak.

 

Telaşlı : Telaş eden, telaşa düşen, pürtelaş. Aceleci.

Telaşlılık : Telaşlı olma durumu.

Telaşsızlık : Telaşsız olma durumu.

Telatin : Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Durma : Durmak işi.

Kolalı : İçinde kola bulunan. Kolalanmış.

Şekil : Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Anlatım biçimi. Biçim. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Biçim.

Vermek : Satmak. Ayırmak, harcamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Sahip olmasını sağlamak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ondan bilmek, atfetmek. Ödemek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Tespit etmek. Yaymak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bırakmak veya bağışlamak. Dayamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek.

Mukavemet : Direnç. Dayanma, karşı durma, karşı koyma, dayanırlık.

Kazandırmak : Kazanmasını sağlamak.

Tela işlemek : Ceketin ön kısmına, kumaş ile astar arasında gereken yere telâ dikmek. (*Aksaray -Niğde)

Tela koroidea ventrikuli kuarti : Beyinde ventriculus quartus içindeki piya mater uzantısı.

Tela koroidea ventrikuli tersiyi : Beyinde ventriculus tertii içindeki piya mater uzantısı.

Tela subcutanaea : [Bakınız: deri altı katı] [Bakınız: deri-altı katı]

Tela subkutenea : Alt deri, deri altı dokusu.

Tela subkutenea korona : Tırnakta corium coronarium'un altında bulunan deri altı dokusu.

Tela subkutenea kunei : Tırnakta corium cuneale’nin altındaki esnek doku.

Tela subkutenea limbi : Tırnakta corium limbi’nin altında bulunan deri altı dokusu.

Tela subkutenea tori : Tırnakta corium tori’nin altındaki esnek doku.

Tela subkutenea zolea : Tırnakta corium soleae altında bulunan deri altı dokusu.

Diğer dillerde Tela anlamı nedir?

İngilizce'de Tela ne demek? : [Tela] n. port city in Honduras

n. Tela, port city in Honduras

n. Tela, port city in Honduras

Almanca'da Tela : n. Einlage