Temelleşmek nedir, Temelleşmek ne demek

  • Temel tutmak, yerleşmek.
  • Sürekli ve kalıcı bir duruma girmek

Temelleşmek anlamı, tanımı:

Temelleşme : Temelleşmek işi.

Temel : Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler.

Tutmak : Bir şeyi kullanması için uzatmak. Bir kimsenin yerini almak. Ele geçirmek, yakalamak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. İşgal etmek. Avlamak. Kapatmak, sarmak. Ulaşmak, varmak. Sunmak. Uğramak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Yaklaştırmak. Beklenen sonucu vermek. Kullanmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Bağlamak. Bir şey düşünmek. Sürmek, zaman almak. Benimsemek, beğenmek. Sarmak, bürümek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Bırakmamak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Alacağa veya vereceğe saymak. Kaplamak. İzlemek. Hedef olarak almak. İş görebilmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Hizmetine almak veya kiralamak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Başlamak. Elde bulundurmak, ele almak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Varsaymak, farz etmek.

 

Yerleşmek : Rahat bir biçimde oturmak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Yer bulup oturmak.

Sürek : Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden. Süren, devam eden zaman.

Kalıcı : Her zaman geçerliğini sürdürecek olan. Sürekli, geçici karşıtı. Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Girmek : İyice anlamak, iyice bilmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Katılmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Bulaşmak. Dışarıdan içeriye geçmek. Sığmak. Girişmek, başlamak. Yemek yemek. Tecavüz etmek, geçmek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Kavgaya tutuşmak. Erişmek, ulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Yüklenmek.

 

Diğer dillerde Temelleşmek anlamı nedir?

İngilizce'de Temelleşmek ne demek? : (nesne almayan fiil)

Rusça'da Temelleşmek : v. утверждаться, утвердиться