Tepsitmek nedir, Tepsitmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir kavgayı, atışmayı uzlaştırmak, yatıştırmak, tarafları barıştırmak.

Çirkin söz söylemek, sövmek.

Tepsitmek kısaca anlamı, tanımı

Tepsi : Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. Bir kabın alabileceği miktarda olan. Bu kap biçiminde olan

Uzlaştırmak : Uzlaşmalarını sağlamak.

Yatıştırmak : Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak. Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek.

Barıştırmak : Barışmalarını sağlamak, ara bulmak.

Yatıştırma : Yatıştırmak işi.

Uzlaştırma : Uzlaştırmak işi.

Söylemek : Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

Söyleme : Söylemek işi.

Atışma : Atışmak işi. Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme.

Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.

 

Çirkin : Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı. Karanlık, dalavereli, şüpheli. Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz).

Sövmek : Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek.

Yatış : Yatma işi.

Sövme : Sövmek işi, sövgü, küfretme. Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılmış olan her türlü saldırı.

Barış : Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

Kavga : Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Uzla : Öfke, sinir. Kastamonu kenti, Pınarbaşı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Çirk : Kilim yerine kullanılan keçe. Gübre: Yarın tarlaya çirk çekeceğim. Sıkıntı, cefa. Tütün zifiri. Bitkilerin leke yapıcı suyu: Ceviz çirki hiç çıkmaz. Üzüm posası. Cevizin dışındaki meyva olgunlaşınca düşen yeşil kabuğu. Küçük toz parçaları. Pis su. Saman karıştırılmış sulu çamur. Sigara izmariti. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Killi ve sabunlu çamaşır suyu. (İnönü Eskişehir).

Diğer dillerde Tepkiten anlamı nedir?

İngilizce'de Tepkiten ne demek ? : enzyme