Testis kalsinozisi nedir, Testis kalsinozisi ne demek

Testis kalsinozisi; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Testislerin parenkiminde veya stromasında, dejenerasyon veya yangının bir sonucu olarak genellikle çift taraflı kalsiyum tuzlarının birikmesi.

Testis kalsinozisi tanımı, anlamı

Kalsinozis : Kalsiyum tuzlarının dokularda normal olmayan derecede birikimiyle belirgin patolojik değişim

Test : Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılmış olan laboratuvar araştırması. Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama.

Testi : Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılmış olan su kabı. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

Testis : Er bezi.

Dejenerasyon : Yozlaşma. Soysuzlaşma. ve kim. Bozunum. [Bakınız: yozlaşma]. Bozulma. Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi.

 

Kalsiyum : Atom numarası 20, atom ağırlığı 40,80, yoğunluğu 1,55 olan, 845 °C'de eriyen, kireç ve alçının birleşimine giren, sarımtırak beyaz bir element (simgesi Ca).

Parenkim : Dağınık bir biçimde organize olmuş hücre ve iplikçik kitlesi. Yassı solucanlarda kas tabakasıyla bağırsak arasında bulunan çeşitli hücrelerden oluşmuş sert doku. Bir organın zemin dokusu. Organın esas veya işlevsel elemanları.

Birikme : Birikmek işi.

Taraflı : Yanı ve yönü olan. Herhangi bir yöreden olan. Yandaş.

Yangın : Zarara yol açan büyük ateş. Hastalıkta ateş. Coşkunluk. Tutkun, düşkün, âşık.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Stroma : Birçok organlarda içinde damarların ve sinirlerin uzandığı yumuşak doku. Kemik iliğinde ve lenfatik dokularda retiküler teller ile primitif retiküler hücreler ve sabit makrofajlardan yapılmış bir ağ şeklinde olan, ağın boşluklarında kan hücrelerini veren ana hücreler (hemositoblâst) ile diğer teşekkül etmiş kan hücreleri bulunan doku. Kloroplâstlarda ve mitokondrilerde iç zarın içinde kalan kısım. 3.Mantar hücreleri ile konak dokusu arasında spor taşıyan yapıların meydana getirdiği doku. 4.Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobin ayrıldıktan sonra kalan saydam ince çerçevesi. Ovaryumda foliküllerin gömülü olduğu yumuşak, damarlı, ağsı yapı. Gözde saydam tabakanın kısımlarından biri. Kloroplast ve mitokondrilerde iç zarın içinde bulunan kısım. Birçok organda içinde damar ve sinirlerin uzandığı yumuşak doku. Kloroplastlarda ve mitokondrilerde iç zarın içinde kalan kısmı. Mantar hücrelerle konak dokusu arasında spor taşıyan yapıların meydana getirdiği doku. Bir organ veya oluşumda görev yapan unsurların oluşturduğu hücre kümesini çevreleyerek ona destek sağlayan bağ dokusundan oluşan iskelet, temel doku. Herhangi bir organın bağ dokusundan oluşan ve organa bağ ve destek sağlayan kesimi. Göze içindeki stroma; eritrosit stroması.

 

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Yangı : Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.

Tuzla : Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer, memleha. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler. Tuzlak.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Diğer dillerde Testis kalsinozisi anlamı nedir?

İngilizce'de Testis kalsinozisi ne demek ? : testicular calcinosis