Tevak nedir, Tevak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: tevek].

tevek-3].

Asma, kavun, karpuz, kabak ve benzerleri bitkilerin dalları.

Asma yaprağı.

Kurumuş dalların yaprakları.

Tevak ile ilgili Atasözü veya Deyim

tevakki etmek : sakınmak, korunmak, çekinmek.

tevakkuf etmek : durmak, eğleşmek, eğlenmek.

Tevak anlamı, kısaca tanımı

Tevakki : Sakınma, korunma, çekinme

Tevakkuf : Durma, duraklama, eğleşme. Bağlı olma, ilgili olma.

Asma yaprağı : Zeytinyağlı ve etli sarma yapmakta kullanılan üzüm yaprağı.

Karpuz : Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris). Lamba karpuzu. Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi. Kadın memesi.

Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Tevek : Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı. Üzüm kütüğü, çotuk.

Kurum : Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Kavun : Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki (Cucum). Bu bitkinin genel olarak güzel kokulu, sulu ve etli meyvesi.

Kabak : Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita). Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılmış olan ürünü. Kabak kemane. Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği). Ham, tatsız (kavun, karpuz). Bilgisiz, görgüsüz, kaba. Kısa boynuzlu hayvan. Tüysüz, dazlak. Esrarkeşlerin kullandığı bir tür nargile.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

 

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Asma : Asmak işi. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. Asılmış, asılı.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Tetroz anlamı nedir?

İngilizce'de Tetroz ne demek ? : tetrose