The park türkçesi The park nedir

The park ile ilgili cümleler

English: Ali enters the park with the children.
Turkish: Ali çocuklarla parka girer.

English: Ali found out later that the woman he met in the park was Mary.
Turkish: Ali daha sonra parkta karşılaştığı kadının Mary olduğunu anladı.

English: Ali and Mary sat on a bench in the park talking to each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirleriyle konuşarak parkta bir bankta oturdular.

English: Ali goes jogging in the park every morning.
Turkish: Ali her sabah parkta koşuya gider.

English: Ali ate his lunch in the park by himself.
Turkish: Ali öğle yemeğini yalnız başına parkta yedi.

The park ingilizcede ne demek, The park nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Park : Yeşil alan. Bırakmak. Park. Koymak. Dinlenme, eğlenme ya da doğadan daha çok yararlanma amacıyla, ya olduğu gibi doğal durumunda bırakılmış ya da görsel nitelikleri değiştirilerek değerlendirilmiş, oturma, seyretme ve yürüme gibi, edilgin eğlenme ve dinlenmeye olanak sağlayan açık ve yeşil alan. Koruma altına alınmış arazi. Gezilik. Park yapmak. Otopark. Bahçe.

 

Barefoot in the park : Parkta yalınayak. Neil simon'ın bir oyunu.

The 1967 borders : Yeşil hat. 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi).

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami.

The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.

The ablative : Ablatif. İsmin -den hali. Çıkma durumu.

İngilizce The park Türkçe anlamı, The park eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The park ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Quad : Bina avlusu. Dördüzlerden biri. Avlu. Katrat. Dörtlü. Dairenin dörtte biri. Dörtlü yapmak. Çeyrek daire. Dördüz.

Commonest : Ortak. Alışılagelmiş. Kaba saba. Sıradan. Meydan. Genel. Alelade. Müşterek. Halka açık alan. Kaba.

Parking lot : Araç park yeri. Park etme yeri. Açık otopark. Taşıtların, devinim durumunda olmadıkları zaman geçici olarak durmalarına ayrılan ve bu amaçla yapılmış yapı, kendilerine gösterilmiş kent kesimi ya da genişçe bir yerbölüm. Taşıt durguluğu. Taşıt park yeri. Gidiş gelişin aksamaması için bırakılacak araçlara ayrılmış özel alan. Park yeri. Durguluk.

Affix : Basmak (damga). Yapıştırmak (pul). Pul yapıştırmak. Eklemek. Takmak. Cümle içinde kelimeler arasında geçici anlam ilişkileri kurmak veya yeni bir kelime türetmek üzere kök ve gövdelerin sonuna eklenen ses veya seslerden oluşan öge. dünya dillerinde, ekler, kelimedeki eklenme yerlerine göre ön ek, iç ek ve son ek olmak üzere üç türlüdür. türkçedeki eklerin hepsi de son ek türündedir. ekler görevleri bakımından çekim ekleri ve yapım ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. bk. çekim eki, yapım eki. Ek. Tutturmak. Basmak (mühür).

 

Green : Yeşile boyamak. Acemi çaylak. Yeşertmek. Rengi atmış. Yeşermek. Genç. Ham. Hasta görünen. Toy.

Parking area : Park sahası. Park alanı. Park yeri.

Green belt : Yeşil kuşak. Yeşik kuşak. Bahçekentlerin, kentleşmenin etkisiyle yozlaşmasını, bozulmasını, taş yığınına dönüşmesini önlemek için, kentlerin düzentasarlarında öngörülen, orman ve koru gibi yeşil alanların oluşturduğu, üzerinde yanlız tarımsal etkinliklere olur verilen, yapı yapılamayan genişçe kuşak.

Fleetest : Çabuk. Fani. Filo. Alay. Seyretmek. Yürük. Süratli. Çevik. Donanma.

Elapse : Zamanın geçmesi. (zaman) geçmek. Akmak. Geçmek. Vaktin geçmesi. Geçmek (zaman). Zaman geçmek. Geçen zaman. Akıp gitmek.

Backs : Çimenlik.

The park synonyms : back off, orchard, buffoons, abalienate, parking, quadrangle, dot somebody one, bequeath, greened, establish, greenbelt, deposit, garden, allowing, allows, abdicates, quadrangles, bequeaths, bend the neck, abandons, abdicate, allow, car parking, parking place, adhibit, common, apply, parklands, greenest, elapses, back away, abandon, green space.