The police türkçesi The police nedir

  • Polis (kuruluş).
  • Polis memurları.
  • Emniyet.
  • Polisler.

The police ile ilgili cümleler

English: After a short pursuit, the police caught him.
Turkish: Kısa bir takipten sonra polis onu yakaladı.

English: A new affair is agitating the police administration.
Turkish: Yeni bir sorun polis yönetimini tahrik ediyor.

English: A burglar broke into the convenience store last month, but I heard the police caught him yesterday.
Turkish: Bir hırsız geçen ay bir markete girdi fakat polisin onu dün yakaladığını duydum.

English: According to the police investigation, Moustapha was at the scene of the crime at the time of the event.
Turkish: Polis soruşturmasına göre, Mustafa olay sırasında suç mahallindeydi.

English: Ali began to shoot at the police car.
Turkish: Ali polis arabasına ateş etmeye başladı.

The police ingilizcede ne demek, The police nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Police : Güvenliği sağlama. Polis örgütü. Kolluk. Sakçı örgütü. İnzibat altına almak. Kontrol etmek. Sakçı denetiminde bulundurmak. Denetlemek. İnzibat. Polis.

 

Be wanted by the police : Polis tarafından aranmak.

Call the police : Polisi aramak. Polisi çağırmak. Polis çağırın. Polisi ara. Polis çağırmak.

Did you call the police : Polisi aradınız mı.

Report to the police : Polise bildirmek.

Supervision of the police : Güvenlik genel yönetimi.

İngilizce The police Türkçe anlamı, The police eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The police ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Credit : Vade. Kredi vermek. Öğrenim değeri. Onur. Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme. ödünç para vermeyi üstüne alma. geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar. Sayca. Güvenmek. Çift yöntemli sayışımla verilen değerlerin alacaklı yönü, vezneden çıkan para, her tür sayışımdan çıkarılan değerler. Para yatırmak. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Cops : Tutuklama. Polis memuru. Aynasız. Konik iplik yumağı. Polis.

Certitude : Sağlam bilgi. Bir şeyden emin olma. Katiyet. Nedensel ilişkilerden yola çıkılarak yapılan çıkarım ya da öndeyilerin olgulara uygun düşme kestirimlerin gerçekleşme olasılığının tam güven düzeyinde olması. İleri sürülen nedenler geçerli olduğu için yanlışlığa düşme korkusu olmaksızın, doğruluğu ya da kesinliği kabul edilen bilgi. Kesinlik. Sübut. Kuşkusuzluk.

Anchorage : Saplamalı bağlama. Liman. Destek. Demirleme yeri. Dayanak. Güven kaynağı. Güven. Demir.

Policemen : Polis. Zabıta memuru. Asker karınca.

Faiths : Sadakat. Din. Bağlılık. Vaat. İman. İtimat. Güven. İnanç. İtikat.

Certitudes : Kuşkusuzluk. Sübut. Bir şeyden emin olma. Kesinlik. Katiyet.

 

Certainty : Açıklık. Kesinlik. Kuşkusuzluk. Katiyet. Gerekirlik. Belirli olma. Muhakkak. Kesin olan şey. Olasılık kuramında bir olayın gerçekleşme olasılığının tam, yani 1'e eşit olması ya da gerçekleşmesinin kesinliği, bk. gerçekleşmeme olasılığı.

Faith : Sadakat. İtikat. İnan. Güçlü inanç. Bağlılık. Şeref sözü. İtimat. Güven. Söz.

Guaranties : Garanti altına alma. Kefalet. Tekeffül etmek. Kefil. Garanti. Güvence. Teminat. Garantör. Rehin.

The police synonyms : credence, guaranty, credences, the fuzz, emergency, guarantying, fixedness, certainties, faithing.