The very türkçesi The very nedir

The very ile ilgili cümleler

English: Ali was the very last to arrive.
Turkish: Ali son olarak vardı.

English: "Top-down economics never works," said Obama. "The country does not succeed when just those at the very top are doing well. We succeed when the middle class gets bigger, when it feels greater security."
Turkish: Obama yukarıdan aşağıya ekonominin asla işe yaramadığını söyledi. Ülke sadece çok üstte olanlar iyi yaptıkları zaman ülke başarılı olmaz.Biz orta tabaka daha da büyüdüğü zaman, daha fazla güvenlik hissettiğinde başarılı oluruz.

English: Ali is sitting in the very back of the classroom.
Turkish: Ali sınıfın çok gerisinde oturuyor.

English: Ali is the very best person for the job.
Turkish: Ali iş için en iyi kişi.

English: Ali was brought back from the very brink of death.
Turkish: Ali ölümün eşiğinden geri getirildi.

The very ingilizcede ne demek, The very nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Very : En. Salt. Bile. Çok. Mutlak. Gayet. Belirli. Pek. Hatta. Tıpkısı.

 

The very best : Geriye kalanlardan daha iyi olan. En iyisi. Mahsülün kreması. İşin kaymağı.

The very first : İlk. Tam itki.

The very last : En son.

The very man : Tam adamı.

The very moment : ... anında. Tam anlamıyla - olduğu zaman. - olduğu anda. - zamanda.

İngilizce The very Türkçe anlamı, The very eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The very ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clearest : Berrak. Belli. Bulutsuz. Belirli. Aydınlık. Tiz. Takıntısız. Açık. Kuşkusu olmayan.

Most : En çok. Çok. En fazla miktar. Adl. Ekseriyet. Son derece. Çoğu. En fazla. S. Pek.

Breadths : Genişlik. Mesafe. Saha. Genişlik (gemide). Liberallik. Uzaklık. Arz. Düşünce özgürlüğü. Vüsat.

According to cocker : Doğru.

All out : Yanılmış. Şaşırmış. Tüm gücüyle. Elinden gelen. Tüm gücünü kullanan. Elinden geleni yaparak. Alabildiğine. Topyekün. Bitkin. Yorgun.

Absolute : Sınırsız. Kati. Sonsuz. Katışıksız. Müstakil. Düzey. Kesin. Absolü. Muhakkak.

A hundred percent : Bütün. Şüphesiz (yüzde yüz). Kesin. Hepsi. Yüzde yüz.

Completes : Tümlemek. Bitirmek. Tamamlamak. Yerine getirmek. Bütün. Doldurmak. Uygulamak. Bütünlemek. Eksiksiz.

Blankest : Boş yer. Silmek. Boşluk. Yazısız. Açık yer. Feshetmek. Görüntüsüz (televizyon terimi). Şaşırmış. İfadesiz.

Blithering : Su katılmadık. Lanet olası. Sapına kadar. Saçma sapan konuşan. Bitmek bilmez anlamsız konuşma. Çok. Allah'ın cezası.

The very synonyms : diameters, diameter, at the time, blanker, all times, completest, accurate, breadth, bang on, best, besting, very, width, widths, all time, bests, complete, abject, mosts, the most, accomplished.