Throw away türkçesi Throw away nedir

  • Atmak (istenilmeyen bir şeyi).
  • Başından atmak.
  • Ziyan etmek.
  • Çarçur etmek.
  • Başından savmak.
  • Çöp atmak.
  • Atmak.
  • Elden çıkarmak.
  • Çevresinden uzaklaştırmak.
  • Boşa harcamak.
  • Vazgeçmek.
  • Kaçırmak.

Throw away ile ilgili cümleler

English: Clean out the shed and throw away things you don't need.
Turkish: Kulübeyi temizleyin ve ihtiyacınız olmayan şeyleri atın.

English: Don't throw away this magazine.
Turkish: Bu dergiyi atma.

English: Don't throw away this magazine. I haven't read it yet.
Turkish: Bu dergiyi atma. Ben henüz okumadım.

English: Ali was afraid that they'd lock him up and throw away the key.
Turkish: Ali onların onu kilitlemelerinden ve anahtarı atmalarından korkuyordu.

English: Don't throw away a good opportunity.
Turkish: Güzel bir fırsatı tepmeyin.

Throw away ingilizcede ne demek, Throw away nerede nasıl kullanılır?

Throw : Çevirmek (sözü veya bakışı birine). Yer tabakasındaki çatlak. Atma. Yere atmak (güreşçi veya at). İçinde yapmak (baraj vb nehrin). Fırlatma. Uzaklık. Atış. Atmak. Fırlatmak.

Away : Yola çıkmış. Deplasman maçı. Yok. Uzak. Bir yana. Deplasmanda oynanan. Devamlı. Buradan. Deplasmanda. Durmadan.

Throw away the scabbard : Bir savaşta dövüşmeyi bırakmak. Kılıcın kınını atmak. Savaşı bırakmak.

 

Throw a banquet : Ziyafet vermek.

Throw a fight : Maçı bilerek kaybetmek. Maçı satmak.

Throw a firebomb : Bir patlayıcı madde fırlatmak. Molotof kokteyli fırlatmak. Yangın bombası fırlatmak.

İngilizce Throw away Türkçe anlamı, Throw away eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Throw away ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Back : Geriye. Savunucu. Alt tahta. Geride. Geri. Ciro etmek. Geçmişe. Geçmişte. Arka. Ayak arkası.

Ditch : Terketmek. Kurtulmak. Suyolu açmak. Hendek kazmak. Okulu kırmak. Hendeğe yuvarlamak. Hendek. Bırakmak. Dersi asmak.

Get out : Duyulmak. Kaçmak. Çek git. Ağızdan çıkmak. Sakınmak. Gitmek. Ayrılmak. Defol. Ağızdan dökülmek. (sorun) çözmek.

Abstention : Çekinme. Çekimserlik. İmtina. Oy vermeme. Sakınma. Çekimser oy. Çekimser kalma. Kaçınma.

Discard : Gözden çıkarmak. İhraç etmek. Bir köşeye atmak. Kağıt atmak. Ayırmak. Kovmak. Atmak (çıkarmak gibi). Boş kağıt oynamak. Kurtulmak.

Torpedoing : Kiralık katil. Torpilbalığı. Mahvetmek. Torpido. Torpillemek. Torpil ile tahrip etmek. Baltalamak. Torpil.

Consume : Çürütmek. Harcamak. Sarfetmek. Tüketmek. Yakıp kül etmek. İstihlak etmek. Yiyip bitirmek. Yanmak. Yakmak.

Abstentions : Çekimserlik. Oy vermeme. İmtina. Kaçınma. Çekinme. Çekimser oy. Uzak durma. Çekimser kalma. Sakınma.

Part : Yan. Ayrılmak. Kısmen. Tarakla ayırmak. Bölüm. Kopmak. Ayırmak. Görev. Fasıl.

Abducts : Zorla kaçırmak. Adam kaçırmak. (kas) dışarı çekmek. Alıkoymak. Tebit etmek. Dağa kaldırmak. Birini zorla kaçırmak. Kaçırmak (birini). Kız kaçırmak. Çekme.

Throw away synonyms : make a loss, divests, abducting, excuss, devest, cast aside, dampens, consumes, catapulted, abnegates, abandons, footle, abjured, frivol away, abduct, daff, torpedo, doffs, remainders, throw out, torpedoed, catapult, cashiered, chuck away, cashiering, abdicated, bluest, abdicating, abjures, fobbing, catapults, abnegate, abdicate.